resim

MÜSLİM SARI “İSTANBUL, SOSYAL VE EĞLENCE HAYATINDA ‘İSTANBUL MODELİ’Nİ YARATTI”

6

Köklü bir kültürel geçmişe ve tarihe sahip İstanbul, son yıllarda sosyal ve eğlence hayatıyla anılır oldu. Dünyaca ünlü starların konserlerine ev sahipliği yapması, magazinin kalbinin burada atması ve tabii ki gece hayatı kadar, sinema, tiyatro vs. gibi geniş bir kültürel aktiviteye sahip olması İstanbul’u Türkiye’nin gözbebeği şehri konumuna taşıyor. Kimimize göre dejenere bir toplum yaratan kimimize göre ise ekonomiye büyük katkı sağlayan fakat kim ne derse desin, tüm dünyada “İstanbul Modeli”ni yaratan bu megakentte, bir gecede 20 milyon TL harcanıyor. Durum böyle olunca CHP İstanbul Milletvekili ve Ekonomist Müslim Sarı ile İstanbul’un sosyal ve eğlence hayatının nabzını tuttuk.

İstanbul’un önümüzdeki beş yıl içinde sosyal hayatını nasıl görüyorsunuz?

2001 krizinden sonra uygun uluslararası likidite koşullarının da etkisiyle Türkiye’de kişi başına gelir, 2500 dolarlardan 10000 dolarlara kadar hızlı bir yükseliş gösterdi. Bu süreç içinde İstanbul’un sosyal ve eğlence hayatı da hızla değişti ve gelişti. İstanbul bu sektördeki küresel trendleri hem yakından izledi hem de kendine has yerel unsurları da içselleştirerek bir “İstanbul Modeli” yaratmayı başardı. Yapılan çalışmalar da gösteriyor ki bu kentte yaşayanların sosyoekonomik konumları ve statüleri, gelir düzeyleri, etnik ve dinsel yaşam tarzı farklılıkları ve tüketici gruplarındaki çeşitlilik İstanbul’un sosyal ve eğlence hayatının en önemli dinamikleridir. Ancak tüm bu çeşitliliğe ve gelişme trendlerine rağmen önümüzdeki 5 yıl içinde geçmişteki 10 yıla kıyasla hacim olarak daha hızlı bir gelişme beklemiyorum. Çünkü önümüzdeki dönemde ekonomideki büyüme oranları da daha düşük seviyede kalacak. Tabii ister istemez eğlence sektörü ve İstanbul’un sosyal hayatı da bu durumdan etkilenecektir.

4 682x1024 MÜSLİM SARI “İSTANBUL, SOSYAL VE EĞLENCE HAYATINDA ‘İSTANBUL MODELİ’Nİ YARATTI”Dünya eğlence sektöründe Türkiye’nin ekonomik olarak yeri nerededir?

Türkiye’de eğlence sektörünün yıllık cirosu 5 milyar dolar civarında olduğu öngörülüyor. 800 milyar doların üzerinde milli gelir üreten bir ülkede yıllık 5 milyar dolarlık ciro azımsanmayacak bir rakam olsa da yine de çok yeterli olduğu söylenemez. Örneğin; Amerika’da bu sektörün büyüklüğü medya harcamaları da dahil edildiğinde 500 milyar doların üzerindedir. Türkiye’de gelir seviyesi yükseldikçe eğlence sektörünün ekonomideki yerinin de büyüyeceğini düşünebiliriz. Ancak Türkiye’nin bu sektördeki üstünlüğü, bence ekonomik hacminde değil, çeşitliliğinde ve renkliliğinde yatıyor.

İstanbul eğlence sektörünün Türkiye ekonomisindeki ağırlığı nedir?

İstanbul tarihi mekanları, kozmopolit yapısından kaynaklanan kimlik çeşitliliği ve doğal güzelliklerinin verdiği avantajlarla Türkiye’nin eğlence sektörünün neredeyse yarısını teşkil etmektedir. Türkiye’de yeme-içme sektörüne ait 40 bin civarında mekan bulunmaktadır ve bunların yarısı İstanbul’dadır. Bu kentte, eğlenceye bir gecede 20 milyon liraya yakın para harcandığını biliyoruz. İstanbul’da her gece ortalama 400 bin kişi dışarıya çıkıyor ve eğlence sektörü, 450 bin insana istihdam yaratıyor. Sektörün dolaylı yollardan yarattığı istihdamı da düşünürsek İstanbul’da yaklaşık 1 milyon insan bu sektörden ekmek yiyor. Bunlar hiç azımsanacak rakamlar değil.

Sektörün büyüme oranları ile ilgili öngörüleriniz nelerdir?

2000’li yıllar boyunca kişi başındaki gelir artışındaki hızlı büyüme, eğlence sektörünün de buna paralel olarak hızlı büyümesine yol açtı. Dönem boyunca bu sektör,yılda yüzde 15 büyüdü. Ancak önümüzdeki döneme ilişkin aynı hızda bir büyüme gerçekleşmesi çok zor görünüyor.

Değişen ve gelişen eğlence sektörü Türk kimlik yapısını nasıl etkiliyor?

Eğlence sektörü Türkiye’nin sosyo-kimliğinden etkilenirken, aynı zamanda sosyo-kimliğini de etkilemektedir. Yani bir karşılıklı etkileşim söz konusudur. İstanbul’un çeşitli bölgelerinde kimliklerin ve sosyolojik yapıların denk düştüğü farklı toplumsal kesimlerin eğlence mekanlarınıgörmek mümkün. Hatta birbirine çok yakın yerlerde konumlanmış olan ama birbirinden çok uzak kimliklere denk düşen eğlence mekanlarını da görmek mümkün. “Jet-set” diye tabir edilen üst gelir grubunda bulunan kişilerin eğlence mekanlarıyla tüketimden kaçmayan ve modern yaşam tarzlarına yaklaşan muhafazakar grupların eğlence mekanlarını yan yana görebiliriz. Ya da bir sokağa girdiğinizde sağ taraftan rock müziğin sol taraftan gelen türkü seslerine karıştığına hepimiz şahit olmuşuzdur. Yani eğlence sektörüne ilişkin mekanlar bir nevi toplumsal katmanlara ve kimliklere denk düşmektedir. Öte yandan eğlence sektörü farklı yaşam tarzlarını birbirlerine çok yakın mekanlarda buluşturarak bu farklı yaşam tarzlarının ve kimliklerinin de birbirlerini tanımalarına ve anlamalarına olanak sağlamak suretiyle toplumsal barış için önemli bir görev üstlenmektedir.

İnsanlar eskiye oranla daha mı çok sosyal hayatın içinde yer alıyorlar ve bunun ekonomiye yansıması nedir?

İnsanların giderek daha fazla sosyal hayatın içine girdiğini gözlemliyoruz. Bu bir yandan gelir artışıyla ilgili olduğu kadar kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması gibi maddi öğelerin de bir sonucudur. Öte yandan daha önce sınırlı mekanlar da sosyalleşen muhafazakar kesimlerin de giderek sosyal mekanlarda daha fazla göründüklerine şahit olduk. Sadece üst gelir gruplarının değil, orta ve alt gelir gruplarının sosyal hayatın içerisinde daha çok yer alması ve kendilerini daha izole hisseden muhafazakâr kesimlerin de kendilerini daha geniş mekânlarda ifade etmeye başlamalarının bu sektörün ekonomisine ciddi bir katkı sağladığını düşünüyorum.

İstanbul’da sosyal hayatın en canlı olduğu semtler nerelerdir?

Sektörün kalbi bence hâlâ Galata, Karaköy, Tünel üçgeninde atıyor. Galataport- Salı Pazarı Projesi’nin tamamlanmasıyla buradaki eğlence sektörünün daha da ivme kazanacağını düşünüyorum. Nişantaşı-Teşvikiye bölgesi zaten tarihsel olarak önemli bir eğlence mekânıdır ve bu özelliğini devam ettirecek gibi görünüyor. Yine Beyoğlu bölgesi, etrafındaki bazı projelerle İstanbul’un eğlence sektöründeki yerini koruyacaktır. Bakırköy- Florya hattının da öneminin artacağını düşünüyorum. Ayrıca Boğaz’ın her iki yakasındaki sahil hattı eşsiz olanaklarıyla bu sektörün en önemli mekanlarını misafir etmeye devam edecektir. Anadolu Yakası’nda ise Kadıköy Çarşı ve Bağdat Caddesigüzergahı sektörün önemli mekânlarından biri olarak kalacaktır. Bunun dışında bu ana merkezlerin etrafında daha alt sosyo-ekonomik katmanların yaşam biçimlerine uygun ikincil halka eğlence mekânları var olmaya devam edecektir. Türkü barlar, lise gençliğine yönelik kafeler ve diğer sosyal mekânlar, bu semtlerin vazgeçilmez eğlence mekanları olmaya devam edecektir.

 

2 MÜSLİM SARI “İSTANBUL, SOSYAL VE EĞLENCE HAYATINDA ‘İSTANBUL MODELİ’Nİ YARATTI”Peki kimler daha çok eğleniyor?

Türkiye’de yapılan araştırmalar gösteriyor ki, “jet-set” diye tanımlanan üst gelir grubundaki kişiler, yine bu gelir grubunun içinde değerlendirilebilecek ve batılı eğlence biçimini tercih eden iş dünyası mensupları, daha yerel ve geleneksel denebilecek eğlence türlerini tercih edenler, üst-orta gelir sınıfının çeşitli kademelerinde bulunan bankacılık ve finans gibi sektörlerde ya da medya, reklamcılık gibi yaratıcı endüstrilerde çalışan gruplar, orta sınıfta bulunan ve gelir düzeyi görece daha düşük olmakla birlikte bohem yaşam tarzına sahip olanlar, her gelir grubunda bulunan ve kendi kimliklerine uygun eğlence mekanlarını tercih eden gençler, tüketmekten kaçınmayan ve modern yaşam tarzını dışlamayan muhafazakar gruplar ve kendi eğlence tarzlarını yaratan etnik ve dinsel gruplar Türkiye’de eğlenen katmanların en önemlileridir.

AVM’leri sosyal hayatın içerisinde nereye konumlandırıyorsunuz?

Her mekanın bir sosyolojisi, her sosyolojinin de bir mekanı vardır. AVM’lerde bu yaklaşım içinde bir sosyolojiye denk düşer. Türkiye AVM’ler ile 1980’li yılların sonunda tanıştı. 80’li yıllarda başlayan dışa açılma, dış dünya ile eklemlenen ve gelir seviyesi yükselmeye başlayan orta sınıfların taleplerinin bir karşılığı olarak doğdu AVM’ler. Her yıl ortalama yüzde 25 büyüyerek sayıları 400’ün üzerine çıkan dev bir sektöre dönüştü. Türkiye’deki AVM’ler sadece sayısal olarak değil, içerik olarak da gelişti. AVM’ler ona denk düşen toplumsal katmaları ve insanları da üretti. Bugün bütün gününü AVM’lerde geçiren insanlar varve AVM’ler, bu insanların günlük ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde konumlanmıştır. AVM’ler bugün sadece alışverişlerin yapıldığı bir mekan değildir. Onun çok ötesinde kendine özgü küçük yaşam biçimlerinin ve bazı yönleriyle birer eğlence mekanlarıdır. Sayılarının ve içeriklerinin giderek genişlemesi, AVM’lerieğlence sektörünün vazgeçilmez unsurlarından birine dönüştürmüştür.

1 682x1024 MÜSLİM SARI “İSTANBUL, SOSYAL VE EĞLENCE HAYATINDA ‘İSTANBUL MODELİ’Nİ YARATTI”Hem ekonomist hem de CHP İstanbul Milletvekili olarak İstanbul sosyal hayatını gidişatını nasıl yorumluyorsunuz? İnsanlar bütçelerini ayarlarken sosyal hayata nasıl ve ne şekilde pay ayırmalıdır? İstanbul’da her gelirden vatandaşın katılımcı olacağı bir sosyal yaşam modeli önerebilir misiniz?

Sosyal yaşamın dinamiği ile ekonominin genel dinamiği ve akışı arasında büyük paralellikler bulunmaktadır. Eğlence sektörünün gelişimi, diğer birçok unsura ek olarak son kertede ekonomik gelişmelere bağlıdır. Türkiye bugün maalesef orta gelir tuzağına takılı kalmış bir ülke durumundadır. Bu durum gelecek dönemde büyüme oranlarının tarihsel ortalamalarımızın altında kalacağı ve çift haneli yaygın bir işsizlikle karşı karşıya kalacağımızı bize fısıldıyor. Böyle bir konjonktürün eğlence sektöründe harcanacak paraların da kısıtlı kalmasına yol açacağı açıktır. Sözün özü, vatandaşların para harcarken daha ihtiyatlı davranmaları gereken bir dönemin arifesindeyiz. Eğlenmek ve sosyalleşmek en doğal insan ihtiyaçlarından biri olmakla beraber yine de bu unsurların insanoğlunun ihtiyaçlar hiyerarşisi içindeki yeri gerilerdedir. Bir ekonomist olarak vatandaşların bütçeleriyle orantılı bir biçimde eğlenceye dengeli bir pay ayırmalarını öneririm. Bu denge ne eğlenmekten vazgeçmeyi ne de çılgınca harcayarak olanaklarının çok ötesinde tüketmeyi içerir. İstanbul’da her toplumsal katmana, her yaşam biçimine ve her ekonomik seviyeye uygun bir eğlence mekanı bulmak mümkündür. Sektördeki bu çeşitlilik eğlence sektörünün orta ve uzun vadedeki en önemli avantajıdır. Ve bu çeşitlilik aslında “İstanbul Modeli”nin ta kendisidir.