resim

Category Archives: Q INTERVIEW

‘MESLEĞİNE AŞIK OLAN BİR HEKİMİM’ Dt. Sonay Öztan Gökhan

3

1995 Çapa mezunu olan Sonay Öztan Gökhan Yaklaşık 21 yıllık diş hekimi, Genel diş hekimliğinin yanında daha çok implant ileri cerrahi ve estetik diş hekimliği alanlarında hizmet vermektedir. Kurucusu olduğu Güngören’deki SG Ağız ve Diş Sağlığı merkezin gerçekleştirdiğimiz röportajımızda bakın Sonay Öztan Gökhan Diş ve diş sağlığı hakkın da bizlere hangi konulara değindi hangi konularla bizleri aydınlattı.

kapak 222 e1483102306759 1024x971 ‘MESLEĞİNE AŞIK OLAN BİR HEKİMİM’ Dt. Sonay Öztan Gökhan

Sonay Öztan Gökhan Kimdir dersek?

Evliyim ve üniversiteye yeni başlayan bir kızım var. Hem iş hayatını hem de ev hanımlığını birlikte yürütenlerdenim. İlk yıllardan beri mesleki her gelişmeyi çok yakından takip ediyorum. Yurt içi ve yurt dışı birçok eğitime katılıyorum. Zaten başarının sırrını da bunun oluşturduğunu düşünüyorum. Yıllardır implant uygulamama rağmen bunu bir akademik şekle dönüştürmek istedim ve İtalya’ya gidip iki senelik bir implant master programı tamamladım. Anlayacağınız bilgiye aç bir kişiliğim var. Hâlâ öğrenmeye devam ediyorum.

 

 

Diş hekimliği zor meslekler arasın
dadır. Neden bu da
lı seçtiniz?

2 683x1024 ‘MESLEĞİNE AŞIK OLAN BİR HEKİMİM’ Dt. Sonay Öztan Gökhan

Üniversiteye hazırlanırken diş hekimliği hakkında çok bilgiye sahip değildim. Lisede çalışkan bir öğrenciydim. Öğretmen bir baba ve ev hanımı bir annenin çocuğuyum. Onlara verebileceğim en büyük ödül başarımdı. Beni sürekli okumam ve iyi bir insan olmam yönünde destekleyen bir ailem vardı. Bu yönden çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Diş hekimliğini bilinçli tercih etmedim fakat okula girdikten sonra çok sevdim. Gerçekten mesleğine aşık olan bir hekimim. Çalışırken bazen kendimi kaybediyorum. Özellikle iş bitiminde hasta kalkıp aynaya baktığında, onun gözündeki mutluluğun görmenin hazzını anlatamam. Diş hekimliğinde, bir mimar ya da ağır bir maden işçisi kadar zorlanıyorsunuz. Ayakta çalışıyorsunuz. Beden ve zeka gücü gerektiriyor. El becerisi lazım. Bir hastaya baktığınızda işlemin sonunu görebilmelisiniz. İşte bu başarıyı bu öngörü getiriyor. Bu yüzden sevmeden yapılacak bir meslek değil, diş hekimliği.

 

 

1 683x1024 ‘MESLEĞİNE AŞIK OLAN BİR HEKİMİM’ Dt. Sonay Öztan Gökhan

Hastalar daha çok ne tür uygulamalar ve şikayetlerle size geliyor?

Güzel gülümseyebilmek için geliyorlar. Ben daha çok implant yaptığım için, estetik gülmek ya da ‘Daha iyi bir görünüşe nasıl sahip olabilirim?’ şeklinde başvuruyorlar.

MGL0193 1024x683 ‘MESLEĞİNE AŞIK OLAN BİR HEKİMİM’ Dt. Sonay Öztan Gökhan

Diş estetiği nedir, kimlere yapılır?

Estetik diş hekimliği, kişilerin sağlıklı ve estetik bir ağza, güzel bir gülüşe sahip olması için yapılan işlemleri kapsar. Bunlar, diş beyazlatmaları, dolgular, Bondingleme dediğimiz işlemler, porselenler, laminaalar, zirkonlar, diş eti estetikleri ve gülümseme tasarımlarıdır.

 

Dişin modası var mı? “Ben şu dişten istiyorum” diye gelen kişiler var mı?

Dişin modası her daim var. Maalesef sosyal medyada takip ettikleri kişilerin dişlerini yaptırmak isteyenler olabiliyor. Fakat biz kişiye özel yakışan dişten yanayız. Herkese her diş şekli uymaz. Kişilerin mesleklerine, karakterlerine ve yüz yapılarına uygun yapılan dişlerde daha başarılı, doğal ve güzel sonuçlar elde edilir. Kadınlarda farklı, erkeklerde farklı diş formları vardır. O yüzden modadan ziyade kişilere yakışacak şekli önermek, biz hekimlerin görevidir.

MGL0088 683x1024 ‘MESLEĞİNE AŞIK OLAN BİR HEKİMİM’ Dt. Sonay Öztan Gökhan

Ağız kokusunu nasıl yok edebiliriz. Nasıl bir işlem uygulanmalı?

 

Öncelikle ağız kokusunun sebebini tespit etmek gerekmektedir. Hijyen yetersizliğinde, yeterli fırçalanmadığında, besinler dişlerin üzerinde birikir ve bakteri plağını oluşturur. Bu temizlenmezse, diş taşı ve diş eti iltihabı oluşur. Bu durum müthiş bir koku yapar. Aynı zamanda ağızda bozuk olan dolgular, kaplamalar ağız kokusu yapabileceği gibi bir de sistemiz bazı hastalıklarda bu durum ortaya çıkar. Şeker hastalarında, karaciğer, böbrek rahatsızlığı olanlarda, bide, bağırsak florası bozukluklarında, vitamin eksikliklerinde de ağız kokusu oluşur. Ağız içi bakımı çok önemlidir. Dilimizin temizlenmesi gerekir. Fakat ağız içi bakımlı ve bir rahatsızlığınız yoksa, buna rağmen ağız kokusu hâlâ varsa, kişi mutlaka bir dahiliye doktoruna görünmeli ve tetkikler yaptırmalı.

3 1024x683 ‘MESLEĞİNE AŞIK OLAN BİR HEKİMİM’ Dt. Sonay Öztan Gökhan

Diş hekimi korkusu nedir?

Korku edinilmiş bir bilgidir. Bunlar, çalışırken ağzın uzun süre açık kalmış olması, iğne korkusu, cihazların sesine karşı duyulan korku, yürümeye iğrenme korkusu şeklinde olur. Eskiden olumsuz yaşanılan olaylarda korkunun önemli etkisi olurdu. Hekim öncelikle hastaya dürüst olacak, tüm tedavileri, yapılacakları anlatacak ve onda güven duygusu oluşturacak. Hasta da kontrolün kendinde olduğu duygusu korkuyu yaratmaz. Hekimi ve ekibine tamamen güvenmesi gerek. Hastanın tüm kontrolün kendinde oluğuna inanırsa, ağrı ve acının olmayacağına ikna olduğu anda korku kaybolur.

Çocuklarda korkunun oluşmaması için, ilk randevu tanışma ve tespit şeklinde olmalıdır. Yaklaşım çok önemlidir. ‘Gel dişlerini sayalım, dişlerini uyutalım’ gibi eğlenceli sözlerle minikleri ikna edebilirsiniz. Anne ve babaların yaşadıkları kötü deneyimleri çocuklarının yanında asla anlatmaması gerekiyor. Çocuklar duyduklarından etkilenerek hekimlerden korkuyorlar.

Diş kliniğinizin yanı sıra estetik kliniğinizde var. Biraz bundan bahseder misiniz?

kapak1 683x1024 ‘MESLEĞİNE AŞIK OLAN BİR HEKİMİM’ Dt. Sonay Öztan Gökhan

Mesleğimi çok sevdiğim için hastalara bir bütün olarak bakıyorum. Hastanın burun ve dudak yapısı, her yeri bir bütün olduğu zaman, tam anlamıyla bir güzellik ortaya çıkıyor. Bu uzun süredir düşündüğüm bir şeydi. Dişlerini bitirdiğim hastaları, mutlaka bir kuaföre gönderir, güzel bir fön, makyajla hatıra fotoğrafı çektiririm. O nedenle estetik kliniği hep aklımda olan bir şeydi. Yaklaşık iki yıl önce kliniği büyütüp bir de estetik bölümü olarak hizmet vermeye başladım. Her türlü estetik işlemin yanı sıra diyetisyen, ciltle ilgili her şey mevcut. Amaç mutlu gülümsemek ve insanın kendini daha iyi hissetmesi.

Qlife okuyucularına diş sağlığıyla ilgili olmazsa olmaz ne söyleyebilirsiniz?

Mutlaka ve mutlaka dişlerimizi fırçalamamız gerekiyor. Onun yanı sıra dilimizi de fırçalamalıyız. Altı ayda bir mutlaka diş hekimine gitmeliyiz. Türkiye’de diş gerçekten çok ileri derecede ve başarılı

 

BAŞARILI BİR BAŞKAN, FEDAKÂR BİR BABA TALİP ÖZTÜRK

w4

w2 1024x759 BAŞARILI BİR BAŞKAN, FEDAKÂR BİR BABA TALİP ÖZTÜRK

Uzun yıllardır başarıları, dürüstlüğü ve samimiyeti ile birçok camiada adından sıkça söz ettiren iş adamı Talip Öztürk’le Yaklaşık 1 yıldır Yürüttüğü Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği ( TYAYSD) Başkanlığı hakkında sohbet ettik. Atlara olan sevgisi hayatını değiştiren İş adamının bakın hayatta önem verdiği şeyler nelermiş…

Başarılı bir iş adamısınız, Atlara olan merakınızın yarış atı yetiştiriciliğine uzanan hikâyesini anlatabilir misiniz?
Çocukluğumdan beri hayvanlara olan sevgimi yakın dostlarım bilir, ama uzun yıllar ana işimiz olan otobüs işletmeciliğini yaptım, çalışma hayatımın büyük bir kısmını otogarda geçirdim. Tabi hipodromu biliyor, atları çok seviyorduk ama o zamanlar vaktimiz olmuyordu. At yarışlarıyla ilgilenen çok sevdiğimiz ağabeylerimiz vardı burada, başta Uğur Atan olmak üzere.’’ Bana bir at bul ‘’ derdim hep ona. Ondan bir tay alarak başlamıştım at yetiştirmeye, Gerçi o tay koşmamıştı ama devamını getirmek için başka atlara yöneldik. Bir arkadaşım vasıtasıyla başka bir tay aldık, sonra başka bir at aldık. Tabii çok üst düzey atlar değildi, Aslında ben yaptığım her işte çok hırslıyım, başarılı olmadığım yerde pek durmak istemem. O yüzden at yetiştiriciliğini bırakmak istedim. Tam yol ayrımında iken çok güzel başka bir taya denk geldik. Baktım çok iyi gidiyor, ben atları çok seviyorum, vazgeçmekte istemiyorum daha çok bağlanmaya başladım. Bağlandıkça başka atlar aldım hep de iyi atlara denk geldik. Tabii at yetiştiriciliğinde şans da çok önemli ben atçılıkta hislerime çok güvendiğim için biraz da şanslı olduğuma inanıyorum. Bugün çok farklı bir yerdeyim, hem atlarımızın koşuları itibariyle hem insanlarla burada kurduğumuz diyalog anlamında. Tabiki artık bu işe daha profesyonel bakıyoruz.

w3 845x1024 BAŞARILI BİR BAŞKAN, FEDAKÂR BİR BABA TALİP ÖZTÜRK

At yetiştiriciliği sektörü için yeni girişimcilere neler söyleyebilirsiniz?
Bana göre atçılık çok farklı bir şey, ben eskiden futbol hastası, futbol aşığıydım. İyi bir Galatasaraylıyım, halen futbolu çok severim futbolun olduğu her yerde varım. Haftada iki kere maç yapmaya giderdim. Bu göreve geldikten sonra futbola olan sevgim devam etse de atlarla ilgilenmeyi, atları sevmeyi, atçılık camiası içinde olmayı tercih ettim ve çok keyif aldım. Yeni girişimciler için en önemli söylemem gereken şey öncelikle atları ve atçılığı sevmeleri lazım. Yani bu tamamen gönül işi aslında, Atlar hakikaten çok hisli hayvanlar bir at gördüğüm zaman bakışım değişiyor. İnsanları yaptıkları yorucu işlerden uzaklaştıran, büyük bir rahatlama aracı da olabiliyor at yetiştirmek. Sadece para kazanacağım diyerek atçılığa yatırım yapmayı doğru buluyorum. Öncelikle atın kalitesi ve orijini çok önemli. Bilmeyen insanların bilenlerle hareket etmesi lazım, atçılık bir bağımlılık bir tutkudur. Bunun müşterek bahis oynama tarafı ayrıdır; at yetiştirme tarafı ayrıdır; at koşturma tarafı ayrıdır.

w5 618x1024 BAŞARILI BİR BAŞKAN, FEDAKÂR BİR BABA TALİP ÖZTÜRK

Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği’nin konumu, fonksiyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bugüne kadar derneğin bulunduğu konuma gelmesi için çok mücadele edilmiş. Atçılıkta İngiliz Atı Yetiştiricileri Derneği var, Arap Atı Yetiştiricileri derneği de var ama aslında Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri derneği atçının tamamına hitap ediyor. 4,000’in üzerinde üyesi olan bir kurum burası. 1943 yılında zamanın en önemli şahsiyetleri ve atçıları tarafından kurulmuş atçılığın en eski en köklü ve en büyük sivil toplum kuruluşudur. Geçtiğimiz günlerde İzmir Şubemizdeki toplantıda şunu söyledim: Üç sene süremiz var. Üç sene sonunda bana aynı sorunları anlatıyor olursanız beni zaten burada göremezsiniz. Üç sene sonran bu derneğin sağlam adımlarla vizyonu ve misyonunu yerine getirmiş olması gerekmektedir dedim. Çok iyi ve deneyimli bir yönetim kurulumuz olduğuna inanıyorum, derneğimizin kendi gücünün farkına varmasını sağlayacağız ve atçılık için, derneğimizin büyümesi için olması gereken her türlü mücadeleyi vereceğiz. Derneğimizin sektörün karar mekanizmaları içerisinde temsil edilmesi için Bakanlığımız ile görümeler yaptık yapmaya da devam ediyoruz.

Sizce At sektöründe özelleştirilme olmalı mı ne düşünüyorsunuz?
Eğer Devlet bir sektörde özelleştirme yapmaya karar verdiyse, yeni durumun sektör için çok daha iyi şartları getirmesi en önemli beklentidir. Atçılık için iyi yönleri varsa biz her zaman özelleştirme taraftarıyız. Özelleştirme sonrası atçılının hak ve hukukunun güvence altına alan bir yapılandırma ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu anlamda derneğimiz atçının menfaatlerini koruyan ve ön planda tutan istek ve projelerini ortaya koyacaktır. Bu konuda hazırlıklıyız, tabii ki atçı için olumsuz her şeyin karşısında duracağız, o şartlarda özelleşmemesi için elimizden gelen ne varsa onları yapmaya her zaman hazırız.
At sevgisinin ve yetiştiriciliğinin gelecek nesillere aşılanması için neler yapılmalı? Bu konuda siz dernek olarak üzerinize düşen bir görev tayin etmiş durumda mısınız ?
Bizim derneğimizin bu konuda çok şey yapacak maddi gücü yok. Bunlar daha çok Jokey Kulübü’nün görevleri arasında yer alıyor, Yavaş yavaş bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Kendi aralarındaki içsel sorunlarını çözmeleri lazım, topluma atçılığı sevdirmeye çalışsalardı zaten atçılığı çok farklı yerlere getirmiş olurlardı. Geç kalınmış bazı şeyleri başlatıyorlar yavaş yavaş inşallah başarılı olurlar. Biz Yarış atı Sahipleri ve Yetiştiriciler Derneği olarak her zaman Jokey Kulübü’nün de, herhangi bir kurumunda atçılık için doğru yaptığı her şeyin arkasındayız ama yanlış yapılan her şeyin kim olursa olsun her zaman karşısında olacağız. Bu konuda görüşlerimiz var, sırası geldiğinde Bakanlığımız ve TJK ile paylaşacağız.

Sizce yarış atı yetiştiriciliği veya ticari hacmi yeterlimi sizce?
İyi yetiştiriciler var Türkiye‘de ama iyi yetiştiricilerden ziyade şöyle bir şey var: İyi yetiştiriciler iyi atları kendisi için yetiştiriyor, satmıyor. Ben bunun yetiştiricilik olduğuna inanmıyorum. Yetiştirici demek yetiştirdiği her atı satan kişi demektir. Tabii çok azdır bunların sayısı. Aslında biz dernek olarak çok şey yapmak istiyoruz ama hepsi bir anda olmuyor. Her yıl tay satışları organizasyonu yaparak sektördeki at ticaretine katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Bu satışları daha kurumsal bir şekilde yapmak ve tüm yıla yaymak için projelerimiz var. En kısa sürede bunları gerçekleştirerek sektöre at ticareti anlamında bir canlılık gelmesini sağlayacağız. Devletin belli haralarına da talip olabiliriz. Bunlarla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Atçılık camiası için daha neler olmalıdır diye çalışma içerisinde arkadaşlarımız. Tabii bu çalışmaları bitirdikten sonra Bakanımıza gideceğiz, yapmak istediklerimizi önüne koyacağız. Dediğim gibi çok iyi ve deneyimli bir yönetim kadromuz var derneğimizde. Bizim burada en öncelikli istediğimiz at sahibi belgesini önceden olduğu gibi At Sahipleri ve Yetiştiriciler Derneğine verilmesidir. Ama bugün baktığımızda bu belgeyi Jokey Kulübü vermektedir Bu doğru değil, mutlaka düzeltilmesi lazım.
Kurumsallaşma ve gelirlerinizin arttırılması noktasında yapmak istedikleriniz nedir?
Her şeyden önce derneğimizin kaynaklarını arttırmamız gerekiyor. Mesela derneğimize üye olmamış 800 ‘ ün üzerinde atçıyı derneğimize dahil etmeye çalışıyoruz. İktisadi İşletmemize bağlı mağazalarımız ve e-satış vasıtası ile atçıya ihtiyacı olan yem, yem katkı malzemesi, nal v.b malzemeleri satıyoruz. Bu satışları kurumsallaştırarak ve atçımıza daha çok kaliteli ve ekonomik çözümler girerek geliştirmeye çalışıyoruz. Öncelikle Derneğimizin gelirlerini artırmayı sağladıktan sonra diğer projelerimizi gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Atçımızın derneğimize inanmasını ve bizlere maddi ve manevi desteklerini esirgememesini bekliyoruz. TYAYSD’nin tüzüğünü de günü şartlarına göre değiştirerek atçılığımızda çok daha modern, güçlü ve saygın bir sivil toplum örgütü haline getireceğiz.

Atçılığın dışında günlük hayatta neler yaparsınız?
Hayatımda yoğunluk her zaman var, Otobüs sektöründe uzun yıllar faaliyet gösterdiğimiz için sektörde sorunu olan birçok işle ilgilenmek zorunda kalıyorum. Bildiğiniz gibi Geçtiğimiz seçimlerde AK Parti Samsun Millet Vekili Aday Adayıydım, Siyasette de eskisinden daha çok ilgilenir oldum. Belki bir sonraki seçimlerde yine hizmet için adaylığımızı sürdürebiliriz, Samsuna ve Samsun halkına hizmet etmek benim için bir şereftir, yıllardır da zaten Öztürk ailesi olarak Samsun ve Samsun halkına elimizden gelen desteği ve yatırımı yaptık yapmaya da devam edeceğiz… Bunun dışında çeşitli iş alanlarında yatırım yapmak için devamlı görülmeler içerisindeyim hali hazırda yaptığım çeşitli iş alanlarında yatırımlarım var…

Çok yoğun olduğunuz aşikâr, Ailenize zaman ayırabiliyor musunuz?
Aslında benim çok büyük bir ailem var, bildiğiniz gibi Öztürk ailesi çok büyük bir aile, elimden geldikçe yeğenlerimle, kuzenlerimle, akrabalarımla görüşmeye çalışırım. Kızım Büşra Öztürk le de çok güzel bir Baba-kız ilişkimiz var, arkadaş gibiyizdir.w8 1024x937 BAŞARILI BİR BAŞKAN, FEDAKÂR BİR BABA TALİP ÖZTÜRK

Babalık duygusunu ne zaman tattınız, kızınızla zaman geçirdiğinizde neler yaparsınız?

19 Ağustos 1994 yılında baba oldum, tarifsiz bir duygu Allah herkese nasip etsin.. İnsan çocuğu olduktan sonra hayatı değişiyor, artık kendi hayatından çok onun hayatını ve geleceğini düşünüyor. Benim hayatım çok yoğun geçiyor, okul zamanı benden çok annesi ile vakit geçiriyordu, ama şimdi genç kız oldu ve birlikte daha çok vakit geçiriyoruz. Hafta sonları eğer şehir dışında değilsem mutlaka birlikte vakit geçirmeye çalışıyoruz, gün geçtikçe de daha çok şey paylaştığımızı hissediyorum, onunda atları var, o da seviyor hayvanları aynı şeyleri yapmak ve aynı işlere yoğunlaşmak ikimizin daha çok vakit geçirmesine sebep oluyor. Hatta bazı işlerimi bile ben yokken takip ediyor. Bu bir baba için çok guru verici, O benim hayatım, her şeyim…

Büşra Hanım babanız hakkındaki duygularınızı öğrenebilir miyiz, nasıl bir Baba-Kız ilişkiniz var?
Herkesin babası kendisine göre özeldir, benim babamda benim için çok özeldir. Ona olan sevgimi cümlelerle anlatmam biraz zor tabiki… Küçüklüğümde hatırlarım çok güzel vakit geçirirdik, fakat bildiğiniz gibi çok yoğun bir iş hayatı var bu nedenle okul zamanında sınırlı görüşebiliyorduk ama yine de elinden geldiğince birlikte zaman geçirmeye çalışırdık. Şimdilerde okulum bitti, artık daha çok istediğimiz kadar birbirimizle vakit geçirebiliyoruz ve bu beni çok mutlu ediyor. Baba- kız ilişkimiz çok yoğundur, babam iş konusunda yada sosyal hayatında yoğun, stresli yada agresif olsa bile bunu bana yansıtmadığını bilirim. Aslında bir birbirimizle vakit geçirdiğimiz zaman tüm iş stresi ve yorgunluğundan arınıyoruz. Bu bize çok iyi geliyor. Çok disiplinli ve karakter sahibi birisidir babam, dışarıda onun hakkında bir sürü olumlu yorumlar duyuyorum ve bunlar bana çok guru verici geliyor.

Sizde At yetiştiricisisiniz, Baba-Kız aslında neredeyse aynı işi yapıyorsunuz. Beraber iş yapmak nasıl bir duygu..w1 1024x726 BAŞARILI BİR BAŞKAN, FEDAKÂR BİR BABA TALİP ÖZTÜRK

Az öncede dediğim gibi babam iş konusunda çok disiplinlidir, hatayı kabul etmez mükemmeliyetçi bir karakteri vardır. İş konusunda tabiki ondan bir sürü şey öğrenmeye çalışıyorum. Çok zeki ve pratik zekâlıdır sizin bir ayda çözebileceğiniz bir sorunu birkaç günde halledebilen bir karaktere sahip. Onun hızına yetişmek bazen zor oluyor. Bende atları babam gibi çok seviyorum. At sevgisini bana aşılayanda odur zaten, iyi ki de yapmış, artık atlar benim hayatımın bir parçası. Onlara profesyonel anlamda zaman ayırıyorum birçok yarışa girdi atlarım ve birçok ödül kazandık bu başarıların devamı için Baba-Kız at yetiştirmeye devam edeceğiz. Yani bu bahaneyle daha çok uzun yıllar Babamla omuz omuza çalışma fırsatı bulacağım için çok mutluyum.

Bilgi, deneyim, azim ve mükemmel bir ortaklık ile başarı / Reynu Kozmetik

IMG_7492 (Copy)

Reynu Kozmetik
Kozmetik sektöründe 2 dev marka ve bu markaların Türkiye disbiritörlüğünü yapan iki mükemmel bayan. Oya Kayar ve Nuray Hamurcu Kantoğlu 2003 yılında beraber kurdukları Reynu Kozmetik ve de Alman menşei olan iki markanın “Green Peel® ve Dr. med. Christine Schrammek derma.cosmetics” in Türkiye tek yetkili temsilcisi olarak kozmetik sektöründe emin adımlarla ilerlemeye ve yükselmeye devam ediyorlar.  Türkiye de ki tanıtım, eğitim ve satış faaliyetlerini bu yetkiyle sürdüren Reynu Kozmetik her geçen gün genişleyen bayii ağıyla ülkemiz kozmetik sektöründeki yerini güçlenerek korumaktadır. Q Life ekibi olarak kendileriyle gerçekleştirdiğimiz bu güzel eğlenceli bir o kadarda yararlı bulduğumuz röportajı sizlerle paylaşmak istiyoruz . Bakın hangi konulara değindik bizlerle neler paylaştılar…
–          Oya Kayar 

Üniversite eğitimimi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler üzerine yaptım. Büyük bir yayın kuruluşunda bir süre muhabir olarak çalıştıktan sonra halkla ilişkiler alanına yöneldim. Güzel bir tesadüf sonucu kadınlara yönelik bir alanda çalışma fırsatı doğdu ve bunu en iyi şekilde değerlendirmek için bu konuda iyi bir eğitim almaya karar verdim. Kendimi İstanbul Nişantaşı LCC Cilt Bakım ve Güzellik Uzmanlığı bölümünde buldum. Eğitimimi iyi bir derece ile tamamladım. Sektörde birçok selective markanın uluslararası ürün ve seminer yöneticiliğini yaptım. Uzmanlaştığım ana konu kapsamlı kozmetik, anti-aging ve marketingdir.  Halen Reynu Kozmetik ortağı ve Eğitim yöneticiliği olarak mesleğimi sürdürmekteyim.

–          Nuray Hamurcu Kantoğlu

İ1 Copy1 Bilgi, deneyim, azim ve mükemmel bir ortaklık ile başarı /  Reynu Kozmetikstanbul Nişantaşı R.U.M.L Kozmetik Meslek Yüksek Okulu Kozmetoloji bölümü mezunuyum. Eğitimimden sonra yıllarca estetiysen olarak İstanbul un birçok özel kliniğinde görev yaptım. Daha sonra çalışma hayatıma, kendimi daha da geliştirerek eğitimli uzman kozmetikçi olarak devam ettim.  Birçok markanın tedavi sistemlerini ve profesyonel uygulamada ki yeni ürünlerini test ettim.  Bu eğitimlerim esnasında da cilt bakımının sağlıkla doğru orantılı oluşunu keşfederek ilgi alanımı kozmetik etkili tedaviler ve medikal konseptler konusuna çevirdim. Zaten markamızla tanışma öyküsü de böyle gelişti.
–          Bu güç birlikteliğinizin firmanıza ne gibi katkısı oldu?

4 Copy1 Bilgi, deneyim, azim ve mükemmel bir ortaklık ile başarı /  Reynu KozmetikHer ikimizin de sektörden oluşumuz en büyük avantajımız. Doğal olarak tecrübelerimiz ile iş sevgimizi de birleştirdik ve her anlamda birbirimizi tamamlıyoruz. Ayrıca çok hızlı gelişen kozmetik sektöründe kalıcı olabilmek için yeniliklerin sürekli takipçisi olmak gerekiyor. Bu anlamda da yurtiçi ve yurtdışı eğitimlerle kendimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Sanıyoruz işin mutfağında olmanın da başarımızda etkisi büyük.
–         
Temsil ettiğiniz markaları bize tanıtabilir misiniz?


Dr.med.Christine Schrammek
derma.cosmetics ileri düzeyde 2222 Copy Bilgi, deneyim, azim ve mükemmel bir ortaklık ile başarı /  Reynu KozmetikAlmanya nın ilk dermokozmetik markasıdır.

Temsilcisi olduğumuz diğer markamız ise dünyanın ilk ve tek bitkisel peelingi olan Green Peel® dir.

Her iki markamızda sadece bayiimiz olan güzellik salonları, klinikler, tıp merkezleri ve hastanelerin güzellik bölümlerinde uygulama ve satıştadır. Parfümeri ve eczane satışımız yoktur.  Markalarımızı doktorlar ve eğitimlerini alan uzman estetisyenler uygulayabilmektedir.
–          IMG 7466 Copy Bilgi, deneyim, azim ve mükemmel bir ortaklık ile başarı /  Reynu KozmetikMarkalarınızdan Dr. med. Christine Schrammek derma.cosmetics in özelliklerinden ve kullanım alanlarından bahseder misiniz?

Dr.med.Christine Schrammek derma.cosmetics markası, karmaşık olmayan, geniş bir etki alanına sahip ürünlerden oluşmaktadır. Markamız Essential, Regulating, Vitality, Hydrating, Special, Sensetive  Care ve Beauty Elements serileri ile tüm cilt tiplerinde  ve kozmetik sorunlarında çözümleyici ürünler içermektedir. Markamızın sloganı da zaten : Skin Has Many Faces®  / Cildin Birçok Yüzü Vardır. Sloganımız her şeyi açıklıyor aslında:  Ürünlerimiz cildin bu çok çeşitli ihtiyaçları için özellikle ayrı ayrı formüle edilmiştir.

Önemli olan nokta medikal bilginin, cildi sadece güzelleştirmekle kalmadığı, aynı zamanda cilt sorunlarını da önlediğidir. İşte bu önemli noktada markamız önemli bir boşluğu dolduruyor.

Ürünlerimiz PEG türevleri, parabenler, boya maddeleri, mineral yağlar, zararlı kimyasallar ve sentetik kokular içermez. Hayvanlar üzerinde test edilmemiştir.
–          Diğer markanız olan Green Peel® hakkında bilgi verir misiniz?

Firma 60 yıl önce geliştirdiği Green Peel® ile kesinlikle bir usta işi gerçekleştirmiş. Bu tamamen saf içeriklerden oluşan peeling yöntemi, akıllı bitkiler temel alınarak cildin tamamen doğal bir yöntemle yenilenmesini gerçekleştiriyor. Green Peel® bayan Christine Schrammek tarafından geliştirilmiş dünyada ki tek bitkisel peeling metodudur.  22 tane akıllı bitkinin bir araya gelerek oluşturduğu bu olağanüstü cilt yenileme metodu, günümüzde de hala artan popüleritesi ile tüm bakım prosedürlerinin önüne geçmektedir.

Dr.med.Christine Schrammek firmasının uzun ve eski bir geleneği olan Green Peel® bakımları cildi soyar, canlandırır, yeniler. Bu konuda öncü olan marka böylece güzelliğin doğa ile birleşmesi felsefesini de yaşatır.

 IMG 7492 Copy Bilgi, deneyim, azim ve mükemmel bir ortaklık ile başarı /  Reynu KozmetikGreen Peel® bitki bilimine dayalı bir çalışmadır. Yeşil doğanın rengidir.

Dünyanın 1 numaralı bitkisel peeling metodu olan Green Peel® metodu nasıl çalışır ?

Yaşlanma Öncesi – İyi Yaşlanma – Yaşlanmaya Karşı GREEN PEEL®

Green Peel® metodunda cildinizi yenilemek için tamamen doğal maddeler birlikte çalışırlar. Minareller, enzimler, vitaminler içeren ve 22 çeşit bitki ve yosunların karışımı olan formül, cildin yenilenmesine ve taze bir görünüm kazanmasına yardım eder. Her bir bitki cildin alt katmanlarında birlikte çalışırlar. Böylece cildin üst tabakası nazikçe soyulurken aynı zamanda cilt beslenmiş olur. Dolayısıyla cildin emilim gücü artar, hücre yenilenmesi hızlanır. Dolaşımın uyarılmasıyla metabolizma hızlanır, cildin oksijen alımı ve direnci artar.

–          Temsilcisi olduğunuz iki marka ile büyük bir yükseliş gerçekleştirdiniz. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Reynu Kozmetik, olarak temsil ettiğimiz markaların gücü ile Türk insanının kozmetiğe olan merakına bilinçli bir yaklaşım sergiliyoruz. Eğitim, firmamızın önceliğidir.  Bu anlamda bayilerimize sürekli eğitim ve satış desteği vererek markamızın daha çok kişiye en doğru yoldan ulaşmasını sağlıyoruz. Almanya ve dünyadaki tüm yenilik ve gelişmeleri de bayilerimiz ile eş zamanlı paylaşıyoruz. Bu durum Reynu Kozmetik in Türkiye deki başarı grafiğini hep yükselişe çeviriyor.

–          2016 yılıyla ilgili hedefleriniz nelerdir? Bünyenize almayı düşündüğünüz başka bir marka var mı?

Reynu Kozmetik olarak 2016 yılı için daha evrensel düşünüyoruz. Önce ülkemiz ve tüm dünya için barış diliyoruz.

Firmamız için ise hedeflerimizde iş disiplinimiz ve prensiplerimizden hiçbir zaman ödün vermeden temsil ettiğimiz markaları ve bayilerimize karşı taşıdığımız sorumlulukla en iyi hizmeti sunarak tecrübelerimizi paylaşmaya devam etmek var.

Biz Dr.med.Christine Schrammek derma,cosmetics  ve Green Peel® enstitü bakımları ve kişisel bakım konseptimiz ile cildin tüm ihtiyaçlarını fazlasıyla, en iyi şekilde karşıladığımız için de farklı bir marka arayışına girmeyi hiç düşünmüyoruz.

 

Çekirdekten Gelip Devleşen Bir iş adamı / Gürhan Galeri / Ekrem Sağel

7 (Copy)

 

Gürhan Galeri

Satış ve Pazarlama Müdürü

 Ekrem Sağel

 

Ekrem Sağel 1968 Zeynep Kâmil’de dünyaya gelmişi İki kız çocuğu babası 1987 yılında mağazacılık hayatına çekirdekten başlangıç yaparak  2016 yılına kadar da  çeşitli yerli ve yabancı markalarla farklı konumlarda görevler almış. Mücevher sektöründe Türkiye’nin ünlü markalarından biriyle giriş yapan Sağel  Meksika Cancun – Playa del Carmen ve Cozumel adasında yer alan Bulgari, Diamonds International gibi popüler markalarda yöneticiliklerinide yaptı. Ülke özlemi neticesinde İstanbul’a geri dönen Ekrem Bey başarılı bir pırlanta markasının sahibinden gelen, mağazacılık alt yapısını kurmam için ret edemeyeceği bir teklifle markanın bütün mağazacılık alt yapısını kurdu. 2010 yılında Türkiye mücevher sektöründe bir ilki gerçekleştirip İstanbul Kuyumcular Odası işbirliği ile mücevher satış ve mücevher mağazacılık eğitimlerini vermeye başladı. Rusya Federasyonu mücevher sektörü ile birlikte lüks sektörde yer alan otomotiv, tekstil, butik otellere danışmanlık ve eğitim hizmetleri verdi.

Şuan Gürhan Orhan’ının geniş vizyonu ile birlikte Gürhan Galerileri markasında yoluna keyifle devam etmekte dir. Q Life ekibini olarak Nişantaşı’n da yeni açtıkları Gürhan Galeride gerçekleştirdiğimiz röportajımızda bakın nelerden bahsettik.

 

4 Copy Çekirdekten Gelip Devleşen Bir iş adamı / Gürhan Galeri / Ekrem SağelBirçok ünlü markanın satış pazarlama müdürlüğünü yaptınız ve şuan bu alanda eğitimler vermektesiniz.  Bu tarz eğitimler vermeye nasıl başladınız?
Çalıştığım markaların bünyelerinde sürekli eğitimler alıyordum. Eğitimlerde verilen bilgileri satış ekibimde yer alan arkadaşlarla paylaşıp belli bir seviyeye gelmelerini ve bilinçlenmelerini sağladığımı fark ettim. Aldığım eğitimler mücevher sektöründe de devam etti. Fakat mücevher sektörünün yapısı itibarıyla bize verilen satış eğitimlerindeki konular gerçek satış hayatıyla örtüşmüyordu. Ciddi bir açık gördüm ve bu konuda kendimi okuyarak olsun, tanınmış uzmanlardan (yurt dışı) özel eğitimler alarak olsun, sürekli araştırarak yetiştirdim. Ciddi anlamda ilk satış personeli yetiştirmem Meksika’da oldu. Bundan sonrası daha kolay devam etti. Sürekli kendimi geliştirmeye, satışla ilgili bütün detayları gözlemlemeye başladım. İnsanları yetiştirmek ve gelişimlerine destek veriyor olmak bana farklı bir artı enerji veriyordu. Sanırım işin çekirdeğinden gelmiş ve çalışma hayatımı dolu dolu yaşamış olmamdan dolayı eğitim verdiğim kişilerle hemen kaynaşabiliyor ve mesajlarımı kolaylıkla almalarını sağlıyordum. Verdiğim bilgilerden faydalanan danışmanlar da mutlu oluyorlardı. Şahsi sitemde de katılımcıların görüşlerine büyük bir keyifle yer veriyorum.
Dünyanın her yerinde insanlar yaptıkları işi seviyorsa, yeni şeyler öğrenmeye açık oluyorlar.

 

5 Copy Çekirdekten Gelip Devleşen Bir iş adamı / Gürhan Galeri / Ekrem Sağel
Şuan tasarımlarıyla ön planda olan Gürhan Galerileri’nin satış ve pazarlamasından sorumlusunuz bize Gürhan Galerisinden bahseder misiniz?

Gürhan Orhan Bey bana göre “GURHAN” markası ile dünya markası olma yolundaki önemli mesafeleri kat etmiş. New York’ta başarmak daha bir zordur ve bunu denemiş olanlar daha iyi bilirler.  GURHAN markası bunu başarmış durumda. Amerika’da marka bilinilirliği %80’lerde. Amerika’da önemli tasarım yarışmalarında birincilik ödülleri almış. Neiman Marcus, Saks Fifth Avenue, Goodman ve daha birçok önemli noktalarda tasarımları satışa sunuluyor. Latin Amerika dahil olmak üzere elit kesim ve Hollywood yıldızları tarafından tercih edilen markayız. Kırmızı halıların üzerinde ürünlerini sergilemeleri için ünlülere yüksek rakamlarda reklam ödemeleri yapıldığı göz önüne alındığında, Gürhan markasını dünya starlarının, kraliçelerin tercih etmeleri ve ürünlerimizi kullanmaları çok ciddi bir başarıdır.
Nişantaşı’nda mağazamızı açtıktan sonra da bunun önemini bizzat yaşadım. Mağazamızı ziyaret eden neredeyse bütün yabancılar markamızı tanıyordu. Hangi Hollywood yıldızlarının kullandıklarını söylüyorlardı. Türk markası olarak gurur verici bir durum.
2 Copy Çekirdekten Gelip Devleşen Bir iş adamı / Gürhan Galeri / Ekrem SağelMarkamızın önemli özelliklerinden bir kaçına değinmem gerekirse; Gürhan Orhan altını çekiçle döverek tasarım yapan dünyadaki nadir ustalardan biridir. *Mağazamızın komple bir duvarı tavana kadar altın varaklı ve değişik şekillerden oluşan çerçevelerle kaplı. Gürhan beyin eşinin bebeklik fotoğrafı, Gürhan beyin keyifli anları, New York mağazamız, ürünlerimiz ve daha nice fotoğraflar. Albümler kitaplıkların kapalı kapıları ardında yer alırlar. Bizim de misafirlerimizle paylaştığımız kocaman bir duvar albümümüz var!

Mücevher firmaları genelde önce montürü çalışırlar ve montüre göre değerli taşların siparişlerini verirler. Gürhan Orhan ise temin ettiği değerli taşların özünü bozmadan monturlerini ve tasarımlarını taşlara göre uyarlayıp sunuyor.
İstanbul’un en güzel, nezih ve kaliteli semtinde butik mağazamızı açtık. Açarken bilimsel mağazacılık detaylarına dikkat ettik. Boyasından, ışıklandırmasından birçok detaya önem verdik. Mağazamız ve açılış kokteylimizde bile kırmızı halıdan kaçındık ve insanların kendisini güvende hissedeceği, altın dahil (neredeyse) bütün değerli taşların yer altından çıktığı toprağın güven duygusunu veren kahve rengini tercih ettik. Çok samimi ve eğlenceli açılış gerçekleştirdik.


1 Copy Çekirdekten Gelip Devleşen Bir iş adamı / Gürhan Galeri / Ekrem SağelNew York ve İstanbul Nişantaşı’nda mağazaları bulunan Gürhan mücevherin başka mağaza açma planları var mı?

Şimdilik Türkiye’de başka bir mağaza açma düşüncemiz yok. Tabii ki bu, hiç açmayacağız anlamına gelmiyor. Çok güzel bir lokasyonda fırsat çıkarsa değerlendirebiliriz. Daha yoğun olarak hedeflerimiz ve plânlarımız dünya metropollerinin önemli ve prestijli şehirlerinde mağazalarımızı açmak ve GURHAN markasını dünya sıralamasında hak edeceği yerlere taşımak. Gürhan Orhan bey bir röportajında şöyle demişti.. “Plânlarımız büyük!”
3 Copy Çekirdekten Gelip Devleşen Bir iş adamı / Gürhan Galeri / Ekrem SağelGürhan mücevher franchising vererek büyüme planlarınız var mı? 2016 için planladığınız bir strateji var mı?
Büyüme planlarımız var ama franchising olarak değil. Son yıllarda izlediğim kadarıyla mücevher sektöründe franchising sistemi bana mantıklı ve doğru bir sistem gibi gelmiyor. Fast food, market, restoran olabilir. Ama mücevher soru işareti?
Müşteri hedef kitleniz üst seviyelerde ve marka hedefleriniz de yukarılardaysa franchising sisteminden ziyade açmayı hedeflediğimiz dünya şehirlerinde güçlü yerel markalarla iş birliğiyle gerçekleştirilmesi daha faydalı olur.
Mutlaka ki, franchising sistemi tatlı para kazandıran bir sistem. Ama mücevher sektöründe alt yapınızı, standartlarınızı, marka değerlerinizi ve marka kültürünüzü tam anlamıyla oturtmadan hadi ben kolay ve çok para kazanayım derseniz.. evet kazanırsınız. Ama onun aslında koca bir ağacı içten kurutan kurtlar olduğunun farkına varmazsınız.
Şahsım adına bu durumları örnek vakalarda gözlemlemiş biri olarak markamızın öncelikle önemli detaylara özen gösteriyoruz.
Türkiye, de bilinir marka konumuna geldikten sonra farklı diyarlara odaklanacağız.
6 Copy Çekirdekten Gelip Devleşen Bir iş adamı / Gürhan Galeri / Ekrem SağelSizce mücevher sektöründe tasarımsal ilerlemek mi yoksa fabrikasyon ilerlemek daha avantajlı?
Kapsamlı bir konu, öncelikle hitap edeceğiniz tüketici kesimi önemli rol alıyor. Jet sosyete, elit kesim ya da sektörel  anlamda adlandırdığımız AAplus, AA – Aplus ve A kategorilerinde yer alan tüketici grubuna servis verecekseniz fabrikasyon üretim yapmanız intihar olur.
Özellikle son on yıl içerisinde tasarım yapan firmalar ve markalar daha çok tercih ediliyor. Tasarım ürünler, özel ürünler sınıfına girdiği için de daha yüksek rakamlarda satışları geçekleştirebiliyor. Tüketiciler de her yerde benzer ürünlerin bulunmasından rahatsız. Yenilik istiyorlar.  Dolayısıyla değişen dünya trendlerin de tasarımlarla gelişmeleri takip edip aynı kulvarda ilerlemek her zaman avantaj kazandıracaktır.  Eskimeyen Tek Şey Yeni olandır

Geleceğin Yıldızlarını parlatan üç kardeş

IMG_4541

IMG 3355 1024x682 Geleceğin Yıldızlarını parlatan üç kardeş

Fahrettin-Murat-Osman Gözet

Bursa doğumlu üç kardeş Fahrettin-Murat-Osman Gözet, basketbol ve spora tutkun olarak büyümüşler. Üniversite ve ihtisas hayatlarında da bu tutkularından vazgeçmeyen üç başarılı kardeş tekrar aynı noktada buluşarak “Geleceğin Yıldızları’nı” yetiştirmeye karar verirler.  1989 yılında Fahrettin ve Murat Gözet’in temellerini attığı Geleceğin Yıldızlarına 2007 yılında Osman Gözet’in de katılmasıyla spor hayatında olduğu gibi üç kardeş aynı iş hayatında da bir araya gelirler. Her geçen gün daha çok başarıya ve başarılara ulaştıran “ Geleceğin Yıldızları” bugün en başarılı gençlere hayata dair ilk adımlarında en büyük destekçi olmaya kararlı. 26 yıllık kamp tecrübesi, 30 farklı kamp seçeneği,  5 branşta spor okulları ile 67 ülkeden farklı kültür ve yaştaki çocukları bir araya getiriyor. Ömürleri boyunca unutamayacakları bir serüveni yaşatan “ Geleceğin Yıldızları” nı ve Fahrettin – Murat – Osman Gözet kardeşleri daha yakından tanımak istedik, gerçekleştirdiğimiz röportajımızda bakın hangi konulara değindik.

IMG 3331 1024x682 Geleceğin Yıldızlarını parlatan üç kardeş

Fahrettin Gözet-Kurucu

Marmara Üniversitesi Yabancı Diller Fakültesi İngilizce Bölümünden mezun oldu hemen arkasından
İngiliz Dil Bilimi Yüksek Lisansı yaptı. OYAK-Renault ve Bursa Anadolu Lisesi basketbol takımlarıyla çeşitli kategorilerde Türkiye şampiyonlukları ve Türkiye’de 1.ligde 3 yıl profesyonel basketbol oynadı. 1989 yılında Geleceğin Yıldızları’nı kuran Fahrettin Gözet Basketbol Okulları Birliği ve Türkiye Kampları Derneği’nin kurucu başkanlığını da yaptı. 20 den fazla ülkede kongrelerde ve üniversitelerde okul dışı eğitim ve Geleceğin Yıldızları modeli üzerine konferanslar verdi. Ayrıca Fahrettin Gözet 2014–2017 döneminde 75 ülkenin temsil edildiği ve kampçılık sektörünün en önemli uluslararası birliği olan International Camping Fellowship – ICF Asbaşkanı olarak görev yapıyor.

IMG 3311 1024x682 Geleceğin Yıldızlarını parlatan üç kardeş

Murat Gözet-Kurucu

Marmara Üniversitesi İngilizce Turizm ve Otel Yöneticiliği da okuyan gözet yüksek lisansını Uludağ Üniversitesi Yabancı Diller Fakültesi İngilizce Bölümünde tamamladı.  Oyak-Renault, Bursa Erkek Lisesi ve DSİ Nilüferspor basketbol takımlarıyla çeşitli kategorilerde il ve Türkiye şampiyonlarında mücadele eden ekiplerde yer aldı. Türkiye 2. deplasmanlı ligde Meysuspor Kulübü’nde iki sezon oynadı. Kurulduğu günden bu yana Geleceğin Yıldızları projelerinin yöneticiliğini yapmakta olan Murat Gözet Dünyanın pek çok ülkesinde eğitimlere katıldı ve mesleki ziyaretler yaptı.  Kanada’da ICDC – uluslararası kamp direktörü sertifikası aldı ve şuanda ACA ve ICF üyesi, Türkiye Kamplar Derneği yönetim kurulu üyeliğini de yapmaktadır.

 

Osman Gözet- Genel Müdür

Southern New Hampshire Üniversitesi (ABD) – Pazarlama ve Uluslararası İşletme mezunu olan Osman Gözet “Tofaş Spor Kulübü’nde başlayan sporculuk hayatı boyunca pek çok Türkiye şampiyonluğu ve en değerli oyuncu ödülleri kazandı. Amerikan Kolej Ligi NCAA’de 4 yıl mücadele etti. Basketbol bursuyla eğitim aldığı Southern New Hampshire Üniversitesi’nden Pazarlama ve Uluslararası İşletme üzerine çift ana dal yaparak şeref listesinde mezun oldu. Mercedes-Benz Türk A.Ş.’ de satış ve uluslararası pazarlama alanlarında çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Şubat 2007’de Geleceğin Yıldızları yönetim ekibine dâhil oldu. 2009’dan bu yana genel müdürlük görevini yürütmektedir. Ayrıca TÜRSAB, DEİK, Türk–Amerikan İş Konseyi, Türkiye Kamplar Derneği ve ICF üyesi.

 

IMG 9700 1024x682 Geleceğin Yıldızlarını parlatan üç kardeş

1-      Geleceğin Yıldızları’ndan bahseder misiniz? Hangi yaş aralığına hitap ediyorsunuz?

 

1989 yılında kurduğumuz Türkiye’de kamp sektörünün öncüsü Geleceğin Yıldızları, 5 – 17 yaş grubuna yaz döneminde Uludağ, İstanbul, Alaçatı, Kuşadası, Datça, Londra ve Los Angeles’da spor, sanat, İngilizce ve doğa programlarını içeren kamplar, okul döneminde 5 branşta spor okulları, kış döneminde Uludağ ve İsviçre’de kayak ve snowboard kampları, bahar döneminde spor kampları ve babalar&oğulları kampı ile toplam 30 farklı kamp seçeneği, ayrıcalıklı bir okul dışı eğitim olanağı sunuyor. Türkiye’nin ve dünyanın birçok farklı ülkesinden çocukları bir araya getiren Geleceğin Yıldızları, çocuklara ve gençlere ömür boyu hatırlayacakları renkli hatıralar ve deneyimler yaşayabileceği bir ortam sağlıyor. 26 yıllık kamp tecrübesiyle bugüne kadar 67 ülkeden farklı kültür ve yaştaki çocukları buluşturan Geleceğin Yıldızları, hem değişik ülke ve şehirlerden hayat boyu sürecek arkadaşlıklara ortam hazırlıyor hem de çocukların içinde olan ilgi alanlarını keşfetmelerini sağlıyor.

 

2-      Geleceğin Yıldızları kamplarının diğer yaz kamplarından farkı nedir?

Her yıl aralarında Almanya, İtalya, Fransa, Rusya, ve ABD gibi ülkelerin de yer aldığı birçok farklı ülkeden dünya çocukları ve Türkiye’nin değişik illerinden gelen çocuklar, ilgi alanlarına göre seçebilecekleri uluslararası standartlara sahip Geleceğin Yıldızları kamplarımızda buluşuyor. Kampçılara, içeriği özenle hazırlanan programlarda dünyanın çeşitli ülkelerinden farklı alanlarda uzmanlık sahibi deneyimli eğitmenler ve üniversite öğrencilerinden oluşan dinamik ve geniş bir kadro koçluk yapıyor. Geleceğin Yıldızları’nın tüm kampları, ortalama 5 yıllık deneyimli koçlarıyla dünya standardının üst seviyesi olan 4:1 kampçı/eğitmen oranına sahip.

IMG 9472 1024x682 Geleceğin Yıldızlarını parlatan üç kardeş

3-      Ne gibi aktiviteleriniz oluyor?

Kampta eğlenceli ve eğitici aktiviteleri bir arada sunuluyor. Tercih edenlere yabancı eğitmenlerle İngilizce programının yanı sıra, voleybol, futbol, hokey, sörf, yelken, resim, takım oyunları, dans, drama vb çeşitli spor ve sanat aktiviteleri ile temalı geziler 1 ya da 2 şer haftalık programlar halinde çocuklara sunuluyor.  Okul sezonu süresince hafta sonları basketbol, voleybol, futbol, judo ve jimnastik çalışmaları, sömestr tatilinde kayak ve snowboard sunuyoruz.

 

4-      Neden Geleceğin Yıldızları?

Geleceğin Yıldızları 26 yıldır kamp sektöründe hizmet veriyor. Türkiye’de kamp sektörü deyince akla ilk gelen kurum olan Geleceğin Yıldızları uzun yıllardır bu sektörde olması nedeniyle birçok tecrübeye sahip. Bizler Geleceğin Yıldızları olarak yılda 25 bin kamp günü yapan, her yıl 10 ülkeden 50 yabancı personelle çalışan, dünyanın 67 ülkesinden gelen kampçılarımızla kocaman bir aileyiz. Uzun yıllardır kamp sektöründe edindiğimiz tecrübeler  ve deneyimli ekibimiz işimizi  profesyonelce yapmamızı sağlıyor. Tüm bunlarla birlikte Geleceğin Yıldızları dünyada bünyesinde en fazla ICDC (Uluslararası Kamp Yöneticiliği Kursu) sertifikalı kamp yöneticisi bulunan kamp şirketi.

IMG 5348 1024x682 Geleceğin Yıldızlarını parlatan üç kardeş

5-      Sağlıklı çocukların yanı sıra sağlık kısıtı çocukları da kapsayan projeleriniz var. Bundan da bahseder misiniz?

Geleceğin Yıldızları olarak her çocuğun yaşıtlarıyla birlikte doğada eğlenceli, farklı bir zaman geçirmeye hakkı olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle sağlık kısıtı olan çocuklarımıza özel kamplar düzenliyoruz. Kalıtsal metabolik bir hastalık olan Fenilketonüri (PKU) ile  doğmuş çocukların hem kendilerini yalnız  hissetmemesi, hem de  konu ile  ilgili bilgileri, diyet uygulamalarına yardımcı ip uçlarını  paylaşmaları ve eğlenmeleri amacıyla PKU kampı gerçekleştiriyoruz. Kamp boyunca çocuklar doktor gözetiminde özel diyetlerine uygun olarak besleniyor, yemek yapmayı öğreniyor, gün boyunca kamp içinde voleybol,  basketbol, beyzbol, okçuluk gibi kamp aktivitelerine katılıyorlar. Geceleri ise dans ve karaoke aktivitelerinde unutamayacakları eğlenceli dakikalar geçiriyorlar.

IMG 4313 682x1024 Geleceğin Yıldızlarını parlatan üç kardeş

6-      Kamp seçerken nelere dikkat etmeli?

Ekip olarak kamp seçiminin ailelerin okul seçiminde gösterdiği hassasiyeti gerektirecek kadar önem teşkil ettiğine inanıyoruz.  Öğrencilerin keyifli ve faydalı bir kamp tecrübesi yaşayabilmeleri için öncelikle olarak öğrencinin ilgi alanı ve ailenin kamptan beklentisi belirlenmelidir.  Ailenin kampın içeriğin hakkında hemfikir olmasının ardından bu programı sunan kurumlar incelenmelidir.  Kurumların yöneticileri, tarihçesi, kampçılık tecrübesi, kamp programının içeriği, kampların yapıldığı tesislerin konumu ve konforu önemli kriterlerdir. Ailelerin mümkünse kamp şirketlerini çocukları ile beraber ziyaret etmelerini ve yöneticileri ile tanışmalarını tavsiye ediyoruz.

Bunların yanı sıra öğrenciler ile kampı yaşayacak ekibin kampçılık tecrübesi ve bu alandaki deneyimleri araştırılmalı, kampçı-eğitmen oranı mutlaka öğrenilmeli. Kampa ulaşımda ve geziler sırasında kullanılan araçların seçimi, kampta sunulan sağlık hizmetleri ve sağlık sigorta kapsamı ailelerin kamp seçiminde göz önünde bulundurması gereken diğer konulardır.  Mutlaka her öğrenciye ve aileye uygun kamp mevcut, önemli olan ailelerin biraz zaman ayırıp araştırma sırasında hassasiyet göstermeleridir.

basketball 10 1024x682 Geleceğin Yıldızlarını parlatan üç kardeş

7-      Kampların eğitime ne gibi katkısı var?

Tatil dönemlerinde öğrencilerin kaliteli zaman geçirerek değerlendirilmesi konusunda önemli rol oynayan kamplar, öğrencileri öğrenmeye iterek, onları yeni şeyler denemeleri için cesaretlendiriyor ve gizli kalmış yeteneklerinin ortaya çıkmasını sağlıyor. Kamplar çocukların fit ve aktif kalmalarına, aynı zamanda da yaratıcılıklarını geliştirmelerine yardım eden koçlar sayesinde daha da değerli hale geliyor. Kamplar,  tatil dönemlerinde meydana gelen öğrenme kaybını da önemli ölçüde azaltıyor.

Kamplar gençlere yeteneklerini, ilgilerini ve değerlerini keşfetme imkanı sunuyor. Okulların bunların hepsini birden karşılaması mümkün değil. Bu tür kamp deneyimleri olan çocuklar daha sağlıklı, daha zinde ve problem çözme becerisi yüksek insanlar olarak hayata hazırlanıyorlar. Aynı zamanda kamplar takım çalışması, liderlik, uzlaşma ve saygı gibi değerlerin gelişmesine yardımcı oluyor.

Dünya’nın ilk kurumsal gayrimenkul şirketi Coldwell Banker Global ve Türkiye Master Franchisirı Gökhan Taş

A
D Dünya’nın ilk kurumsal gayrimenkul şirketi Coldwell Banker Global ve  Türkiye Master Franchisirı Gökhan Taş

Coldwell Banker Global Türkiye Master Franchisirı Gökhan Taş

1974 Doğumlu Askeri tıp kökenli doktor olan  Gökhan Taş,  Gata’dan ayrıldıktan sonra bir su markasının ana bayiliğini alarak uzun yıllar bu işle uğraşmıştır. Fakat çalıştığı su markasının fabrikası başka bir firmaya satılınca, Taş’ta bayiliğini bu firmaya satarak ticaret hayatına ara vermiştir. İstanbul’un İkitelli, Başakşehir bölgesinde gayrimenkul alıp satmaya başlayan Gökhan Taş, gayrimenkul alıp satmanın aslında  insanların hayatlarındaki en önemli unsurlardan birisi olduğunu fark ederek bu işin daha profosyonel yapılması gerektiğini düşünür. 2006 yılının Temmuz ayında global bir markanın ofisini alarak çalıştırmaya başlar.  2007’de Başakşehir şubesini açtıktan sonra 2013 ün Nisan ayına kadar bu markayla çalışır. Gökhan Taş aynı markayla  6 yıl boyunca Türkiye Çapında ilk üçte en iyi ciroları yapmıştır ve son iki yılda dünya çapında da en iyi ciro yaparak kendisinin bu işi nekadar severek ve istiyerek yaptığını ispatlamıştır.   2013 ün nisan ayında Coldwell Banker Global franchising  verme ile ilgili iletişime geçmiş ve bu tarihten itibaren Coldwll Banker’ın Türkiye Master franchisı olarak başlamıştır. Gökhan Taş ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajımızda iş hayatı ve Coldwell Baker Global hakkında bakın başka hangi soruları kendisine yönelttik.

 

Gökhan Bey Coldwell Bank
 

 

er’dan bahsedermisiniz? Dünyada nasıl firma ve Neden Türkiye’yi seçti?

1906 da Amerika San Francisco’da Cold Well ve Arthur Well tarafından kurulmuş Dünyanını ilk global gayrimenkul danışmanlık markasıdır. Dünya çapında  50’ye yakın ülkede bulunan Coldwell Banker 3500 e yakın ofis ile 100 bin den fazla gayrimenkul danışmanıyla hizmet veriyor. 2014  yılında 212 milyar dolarlık satışa aracılık etmiş bulunmaktadır. En yakın C 754x1024 Dünya’nın ilk kurumsal gayrimenkul şirketi Coldwell Banker Global ve  Türkiye Master Franchisirı Gökhan Taşrakibinin 115 milyar dolardır, nerdeyse en yakın rakibiyle arasında yarı yarıya bir satış başarısı bulunmaktadır. Asıl farkı Coldwell Banker 1980 yılına kadar frençayzing vermiyor NRT adını verdiğimiz 700 yakın kendi ofisiyle hizmet veriyordu.  kurumsal gayrimenkul danısmanlık sektöründe işi kuran ve işin içinde olan tek marka, dolayısıyla teknoloji konusunda, marketing konusunda, Pazar konusunda hemen hemen hepsinde yenilikleri Coldwell Banker getiriyor. Amerika’daki bu başarılarından sonra bizler de Türkiye’de Coldwell Banker Markası altında 2013 nisanda sıfırdan başladığımız bir organizasyondur. 2 yılda  geldiğimiz nokta 80 ofisimiz 800 gayrimenkul danışmanımız bulunmaktadır. Global markalar içersinde şuanda Türkiyede 2 yılda 2. Marka konumuna geldik. Amacımız 2 yıl sonrada sektörde lider olabilmek için çabalıcaz.

Türkiye dışında da Coldwell Banker Global ile alakalı yatırımlarınız olacakmı?

Kuzey ve Güney Kıbrısın Master franchising haklarınıda biz aldık şuan kuzey kıbrısta faliyet gösteriyoruz. Markanın özellikle yurtdışı ayağında arap yarım adasında Dubai, katarda sudi arabistan da mısır da cok güçlü bir marka. Birleşik Arap Emirliklerin de  Cold Well Banker olarak Emaar’ın partneri durumdayız tüm ikici el organizasyonlarını Cold Well Banker yürütüyor. Araplar ile özellikle çok ciddi bir çalışma içersindeyiz ordaki ofislerimizden buraya  çok fazla yönlendirmeler alıyoruz. Avrupa ile ilgili çalışmalarımız var, şuan daha hayata geçirmedik ama Fransa, ispanya, Almanya da o bölgedeki Cold Well Banker ofislerinin bizler ile çalışmasını sağlamak o bölgedeki Türklerin bizimle çalışmasını sağlamak amaçlı bir ön çalışmamız bulunuyor. Bunun haricinde Türk Amerikan İş Adamları derneğiyle bir görüşmemiz bulunmakta.  Amerika da yaşayan Türklerin Türkiye’deki yatırımlarımlarını ve yine Amerika’da yaşayan Türklerin Amerika’daki yatırımlarını çözmek için çalışmalarımız bulunuyor.

 

Türkiye’de nerelerde şubeleşmeyi düşünüyorsunuz?

Gayrimenkul işinde ana pazar olarak İstanbul’u görüyoruz. İstanbul’da hem danışman hem ofis olarak 3/1 oranında bulunuyoruz bu oranı bozmadan diğer şehirlerdede büyümek istiyoruz. İstanbul Rekabetin en yoğun olduğu kurumsal gayrimenkul danışmanlığı rekabetinin de en büyük olduğu şehir. Ankara, İzmir, Antalya rekabetin çok fazla olmadığı, master franchisingin markaların yoğunlukla önem vermediği bölgelerdir. Biz özellikle İzmir ve Ankara da kısa sürede güçlenmeyi hedefliyoruz. İzmir de şuan danışman sayısı olarak, ciro olarak birinci durumdayız. Ankara da da bunu yapmak gibi bir düşüncemiz var. Bizim oluşturduğumuz en  temel değer işin içinden gelmiş her hangibi bir danışmanın veya brokırın ihtiyaçları ne olduğunu ne yapması gerektiğini ve bir master franchising firmasından ne destek alması gerektiğini çok iyi bilmekteyiz. Bundan dolayıda ofislerimize ve brokırlarımıza sahada franchising saha yöneticileri vasıtalarıyla bire bir destek veriyoruz. Önümüzdeki süreç ve dönemde ekibimizi büyüterek daha da destek vermeye devam ediceğiz. Bu anlamda amaç her ilde olmaktan ziyade olduğumuz il de çok iyi hizmet vermek çok iyi yaygınlığa ulaşabilmek.  Bu yüzden büyük şehirler bizim için daha mantıklı ama bizim  Çanakkale, Burdur, iskendurun, manisa ve buna benzer illerde de faliyette bulunuyoruz ve önümüzdeki dönemlerdede faliyetlerimizi arttırmayı da planlıyoruz.

 

Coldwell Bankerın içeriğini anlatırmısınız

Coldwell Banker’ın amacı 2. El konutların satışı yapmak. Sıfır daire projelerini satmaktan ziyade hazır projelerin satışını yapmaktır. Bunun içinde şöyle bir kural koyuyoruz ofislerimize ; bulundukları bölgenin en iyi caddelerinde bir ofislerinin olmasını istiyoruz, ve o bölgenin en değerli gayrimenkullerinin Coldwell banker aracalığı ile satılmasını istiyoruz. Bizim amacımız her türlü gayrimenkule danışmanlık hizmeti vermek değil  bölge rahiçlerinin üzerinde olan özellikle lükse yakın gayrimenkullerin satışını yapabilmek. Buna nazaran 500 konutun altındaki projelerin ilk el ve 2. El satış ofislerini yapmaktadırlar ve bunlarıda çok ciddi şekilde destekliyoruz. Bir amacımız da Bankaların Morgıçtan ellerinde kalan daireleri pazarlamalarını sağlamak , ellerinden bir an önce satıp nakit paraya çevirmek istiyorlar bunuda kurumsal ve profosyonel çalışan gayrimenkul fırmaları tercih ediyorlar.

 

Türkiye’deki gayrimenkul sektöründen bahsedermisiniz.

2014 senesi tapu satış adeti olarak rekor kıran bir sene oldu. 2015 in nisan ayının sonuna kadar da oldukça iyiydi. Haziran seçimleriin öncesi mayıs ayında durağanlıklar yaşanmaya başladı, haziran da iyidi fakat sonrasın da satışlarda düşüşler oranlar da düşüşler yaşanmaya başlandı. Bunun faizlerin 0.80 lerden 1,25e çıkmasının etkisi var,  önümüzdeki seçimlerden dolayı ilerde ne olacak kaygısından dolayı olan bir düşüştür. Bu durumun seçimlerden sonra tekrar herşeyin düzeliceğine inanıyoruz. Bu yavaşlama gayrimenkul fiyatlarını düşürmüş değil dolarla satılan gayrimenkullerde ise 6000 dolara lık yeri 5000 dolara veriyorlar ama TL bazında aynı yani bu durum bir düşüşe sebep olmamıştır.

 

Gayrimenkul sektöründe bir şişme varmı sizce konut sayısının fazlalaştımı?

Balon riski dediğimiz bir riskten bahsediyorsunuz. 1998 de malezyada yaşanan balon riski söz konusuydu fakat  bizim balon riskimiz aynı değil. Türkiyede bankacılık alt yapısı çok sağlam örneğin 1 milyon TL lik gayrimenkul almak istiyorsunuz gayrimenkulün tamamını ipotek ediyorsunuz 500bin tl istiyorsunuuz fakat 500bin TL ödiyecek gücünüz yoksa ve bunu ispat edemiyorsanız size genede kredi verilmez. Buda bizdeki bankacılığın net bir şekilde sağlam olduğunun göstergesidir.

Amerika’daki oluşmuş olan balon riski şudur; 1 milyon TL lik gayrimenkule 1.5 milyon TLkrediveriliyor ve krediye alan kişinin 500 bin TL ödemeye bile gücü yok. Dolayısıyla krediler fiyatlar şişirilerek  krizin çıkmasına sebep oldu. Bizde bu olması mümkündeğil.

B Dünya’nın ilk kurumsal gayrimenkul şirketi Coldwell Banker Global ve  Türkiye Master Franchisirı Gökhan Taş

Yatırımcılar nerelerde yatırım yapmalılar?

İl bazında Balıkesirin, Bursa’nın çok fazla değer kazanacağına inanıyorum.Yatırım amaçlık gayrimenkul almak isteyenler şunlara dikkat etmelidirler.

1-      Metre karesi küçük herkezin alabileceği istediği an  satılabileceği daireleri tercih etmelidirler.

2-      1 milyon TL lik 1 daire almak yerine 4 tane küçük daire almak daha avantajlı olacaktır.

3-      Giriş kat veya en üst kat almalılar ara katları tercih etmeliler.

4-      O bölgede hangi cephe tercih ediliyorsa Güneydeki iller için kuzey cephe kuzeydeki iller için güney cephedir, buna dikkat etmelidirler.

5-      1 veya 2 yıl içinde ulaşım projeleri olan  bölgelerde o bölgenin fiyatlarının artacağının göstergesidir.

6-      Site içersinde sosyal yaşamın  olduğu bölgelerde satışlar daha kolay oluyor.

7-      Kentsel dönüşümün yeni yeni başladığı bölgelerde daire alabilirler oralarda kentsel dönüşümün başlamasıyla yeni dairelerde fiyatı iki katına çıkabilir. Buda bir yatırım modeli buda çok avantajlıdır.

8-      Ticari gayri menkul yatırımlar yapılabilinir. Aylık kirası 3000 tl olan bir daire almaktansa 8000 tl kira getirisi olan bir dükkan tercih edebilirler.

9-      Tarla vasfında imara açılacak arsaları almalılarını tercih etmeliler

 

Hedefleriz nelerdir

1temmuz 2016 itibariyle 150 ofis ve 1500 danışmana  ulaşmayı hedefliyoruz bunun için 1 yıllık bir plan yapmış bulunmaktayız. 2017 sonu itibariylede 250 ofis 3000 danışmana ulaşmayı hedefliyoruz ve 2017 itibariyle sektörde lider olmak hedefimiz

 

 

Spot:

  • 2017 sonu itibariylede 250 ofis 3000 danışmana ulaşmayı hedefliyoruz
  • Kuzey ve Güney Kıbrısın Master franchising haklarınıda biz aldık
  • İki Yılda Sektörde 2. Sıraya yükseldi.
  • Gayrimenkul pazarında  Balıkesir Bursa çok fazla değer kazanacak.

‘Nefes’ine Hakim Bir Kadın: Nevşah Fidan Karamehmet

IMG_0201

 

Genç, enerjik, dinamik, 2 harika kız annesi ve Nefesine hakim bir kadın var karşımızda.  İzmir Amerikan Koleji’nin ardından, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde mimarlık okumuş, kısa bir mimarlık kariyerinin ardından ise mesleğini bırakarak nefes koçu olmaya karar vermiş. Nefesi yaşamın sırrı olarak gören Nevşah Hanım, “nasıl nefes aldığımız nasıl düşündüğümüzü, nasıl hissettiğimizi, nasıl bir insan olduğumuzu ve hatta ne yaşadığımızı bile etkiliyor. İnsan nefesini dengeleyerek, doğal nefes alışkanlığı kazanarak düşüncelerini, duygularını, tüm yaşamını değiştirebilir!” diyor. Bu kadını tanıdıktan sonra, hayata ve özellikle kendinize bakışınız adeta değişiyor. Gelin bu süreci ve ‘vay be’dedirten örnekleri Nevşah Fidan Karamehmet’ten dinleyelim.

 

 Nedir bu nefes terapisi? Bir nevi ruhsal detoks diyebilir miyiz? 

IMG 0253 Nefesine Hakim Bir Kadın: Nevşah Fidan KaramehmetKurucu başkanı olduğum NFS, Türkiye çapında 250 kişilik nefes ve yaşam koçları ekibinden oluşuyor. Bizler insanların nefes ve zihin kapasitelerini %100’e çıkartmalarına yardımcı oluyoruz. Bir insan nefes kapasitesinin tamamını kullandığında tabii ki daha canlı, sağlıklı enerjik oluyor, hücrelerimiz oksijen sayesinde yenilendiği için nefesi açılan kişilerin cildi ışıldamaya başlıyor, Bağışıklık sistemi güçleniyor, bedeni gençleşiyor. Sonuçta hepimiz nefesle yaşıyoruz, ne kadar iyi nefes alıyorsak o kadar genç, dinç ve sağlıklıyız. Nefesin etkisi fiziksel seviyede inanılmaz bir boyutta! Nefesi açılan insanlar hızla gençleşmeye, daha Fit, daha güzel, daha sağlıklı ve enerjik olmaya başlıyorlar. Bugün Türkiye’de ve yurtdışında çoğu kadın nefesi açık olduğu için kolaylıkla istediği kiloda ve gençlikte kalabiliyor! Nefesin duygusal ve zihinsel seviyede etkileri ise anlatmakla bitmez. Açık nefese sahip bir kişi her an pozitif olabilir, her an mutlu, huzurlu, dingin, sakin ve Sabırlı olabilir.

Ne kadar süre ile bu seanslara devam etmek gerekiyor verimli bir sonuç almak için…

 Bir hafta düzenli çalışma yaptıktan ve doğal nefese dönülüyor. Sonrasında her gün yüz nefes egzersizi yaparak doğal nefes korunabiliyor.

Nefesin mucizesi diye bir şey var mı?

 

Tabii ki! Doktorların “bu iyileşmez” dedikleri yüzlerce kişi nefesin hücre yenileyici etkisi sayesinde tamamen iyileşti. Gerçekten wow dediğim bir durum!  Gelirini TOG’a bağışlamayı planladığım nefesle iyileşme hikayelerini kişilerin kendi anlatımlarıyla bir kitapta topladık. Haziran ayında Doğan Kitap aracılığıyla tüm kitap marketlerde olacak.

 ‘ Vay be‘yi benden çok, çalışmaya katılıp doğru nefes almaya başlayanlar söylüyor.’

 Bu terapinin ardından danışanlarınızda ne gibi değişiklikler gözlemliyorsunuz? ‘Vay be’ dedirten çok farklı bir örnek var mı mesela?

Yıllardır nefes eğitmenliği yapıyorum, hemen hemen her seminer sonunda onlarca mucize yaşanıyor ve benim için çok doğal hale geldi. vay be‘yi benden çok, çalışmaya katılıp doğru nefes almaya başlayanlar söylüyor. Hastalıkları olup ta nefes çalışması sonrasında gittikleri doktorlarından aldığı hastalığın yok olduğuna dair sonuçlar beni inanılmaz mutlu ediyor.Ruhsuz, mutsuz hiç gülmeyen ve seminere gelip çıktığında inanılmaz hayat dolu olan insanların seminer başlangıcında olan insanlar olmadığını sürekli görüyor ve yaşıyorum.

 

IMG 0107 Nefesine Hakim Bir Kadın: Nevşah Fidan KaramehmetHastalıkların zihinsel sebeplerine de değinelim mi biraz… Sizce hastalıkları biz mi yaratıyoruz?

Hastalıkların oluşması için gereken problemli ortamı kesinlikle biz düşüncelerimizle yaratıyoruz. Bunun on binlerce kişi üzerinde doğru olduğunu gördüm son 12 yıllık çalışma hayatımda! Aynı limitleyici düşünce ve nefes alışkanlıklarına sahip kişilerin aynı hastalıklara yakalandığını görüyoruz bu tesadüf olamaz!

 

Doğduğumuz andan itibaren bize dikte edilen doğrular ( tartışılır ) ve bir de toplumsal baskılar var, bunlardan danışanlarınızı sıyırmak çokta kolay olmasa gerek…

 

Nefesi açılan kişinin “toplumsal baskı” denen şeyden özgürleşmesi an meselesi, tahmin ettiğinizden çok ama çok daha kolay ve çabuk oluyor bu! Birkaç saatlik seans sonrasında mesela.

 

“Mutluymuş gibi yapan insan sayısı o kadar fazla ki…”

 Mutlu musunuz? 

 Mutlu muyum? Bugün “mutluymuş gibi yapan” insan sayısı o kadar fazla ki biri “evet gerçekten mutluyum” dediğinde bunun duyulması ve görülmesi zor olabilir. Bu sorunun cevabı gözlerimden okunabilir bence. Gözler ruhun aynasıdır ve onlar her zaman hakikati söylerler. Mutlu muyum? Siz söyleyin.:))

Human Design” diye bir şey yapıyorsunuz, galiba en çok dikkatimi bu çekti… Nasıl bir çalışma bu?

Human Design, bir insan karakter analiz sistemi, nefes eğitimleri içinde bu sistemi çalışmaya katılanlara uyguluyoruz. Çalışma öncesi doğum yeri tarihi, şehri hatta ilçe bilgileri ile birlikte doğum saati bilgilerini alıyor, dijital sisteme işliyoruz. Ortalama bir kişinin analizi beş saat sürebiliyor. Genel yaşamını belirleyen ve nasıl yol alması gerektiğini yansıtan bir sistem.

 “Bizler her an bir şeylerden ayrılarak yaşıyoruz bu hayatta ve bence abartılacak bir şey değil ayrılık yada birliktelik…”

 Gelelim kadın- erkek ilişkilerine…

 Kadın erkek ilişkilerinde çok iyi başlayan bir ilişki, ileride neden bitebiliyor? Yani bu acı çekme sürecini sizce zihinlerimiz mi tetikliyor?

Kendi adıma; bir kere “ayrılma” durumunun neden ve nasıl “acı” ile özdeşleştirildiğini gerçekten anlamıyorum… Bizler her an bir şeylerden ayrılarak yaşıyoruz bu hayatta ve bence abartılacak bir şey değil ayrılık yada birliktelik.. Bir kişi ile mutluysak, beraberken aşk içinde, sevgi, saygı içinde ve en önemlisi doğal olarak her şey yürüyor iyi gidiyorsa ne güzel, bir ilişki artık sana ve yaşamına hizmet etmiyorsa, sana yarar sağlamayan bir alışkanlık gibi, ona tutunmak bence ayrılmaktadır daha büyük saçmalık. Çoğu insan sadece ayrılmamış olmak için kendine adeta eziyet ediyor. Yürümeyen bir ilişkiyi devam ettirmek bence ayrılmaktadır daha büyük acı verebilir. Şahsen ilişkilere çok fazla anlam yüklendiğini düşünüyorum, öyle olmalı, şöyle olmalı. Kim bilir? Ya sen ne dersen de zaten her şey olması gerektiği gibi oluyorsa?

 

IMG 0013 Nefesine Hakim Bir Kadın: Nevşah Fidan Karamehmet“AŞK ALLAH benim için… TEK AŞK VAR O DA YARADAN AŞKI.”

 Aşkın tanımını sormak istiyorum size, hayata farklı bir perspektiften bakan bir kadının tanımını çok merak ediyorum…

AŞK ALLAH benim için… TEK AŞK VAR O DA YARADAN AŞKI. Bir tek o gerçek, geri kalan her şey bir yansıma. Gerçek olan tek aşk ile, Yaradan Aşkı ile yanıp tutuşan bir Yürek her an aşk içinde çarpabilir.

‘Biz’ ‘den öte ‘ben’leşen toplum konusunda kafam biraz karışık, siz ne düşünüyorsunuz, artık insanlar daha benmerkezci mi oldu ve bunu ne tetikledi?

Şahsen herkesin kendinden bir şeyler kattığı, paylaşım ve birlik beraberlik odaklı bir toplulukta yaşıyorum, insanların bencil olduklarını düşünmüyorum.

Bir insanı gördüğünüzde onun anında karakter analizini yapabiliyor musunuz?

Tabii ki, yılların tecrübesi ile bir kişinin hareketlerinden, sözlerinden ve hatta ona bile gerek yok bedeninin duruşundan veya şeklinden bile düşünce yapısını, nefes alışkanlığını, nasıl bir insan olduğunu söyleyebilirim.

 

Yükselen bir başarı grafiğiniz var, çeşitli merkezler açtınız, bunu yanı sıra kitabınız da mevcut. Kısa ve uzun vadeli hedefleriniz nelerdir?

 Önümüzdeki 10 yıl içerisinde dönüşüm konusunda dünyanın lider ekiplerinden biri olacağımızı görebiliyorum..

19. EMITT Fuarı rekora koşuyor / Ekin Fuar A.Ş Direktörü Hacer Aydın

4

Ekin Fuar A.Ş Direktörü Hacer Aydın

 

Ekin Fuar A.Ş.’de direktörlük görevini yürüten Hacer Aydın  19 yıldır turizm sektöründe,  Türkiye’nin tanıtımına yönelik çeşitli projelerin planlanması, koordinasyonu ve hayata geçirilmesi yönünde faaliyet gösteriyor. Tüyap’da 22-25 ocak 2015 tarihleri arasında  düzenlenecek olan  EMITT Fuarı’nı organize eden Hacer Aydın fuar hakkın daki detayları  Q Life dergisine anllattı.

 

EMITT Fuarı’ndan bahseder misiniz?

 

EMITT Fuarı ilk kez 1997 yılında İstanbul’da TÜYAP Tepebaşı Fuar Merkezi’nde Voyager – Uluslararası Turizm ve Tatil Fuarı adıyla gerçekleştirildi. 1998 yılında Voyager adıyla gerçekleştirilen fuar üçüncü yılına girerken hızla büyüdü ve 1999’da TÜYAP Beylikdüzü’ne taşınarak 4 salonda 7000 metrekarelik bir alanda gerçekleştirildi. Fuar, 1999 yılından bu yana EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı adıyla düzenleniyor. Bölge ülkelerinden ve uluslararası turizm camiasından büyük ilgi gören EMITT Fuarı, yalnızca katılan ülke sayısı, kurulan stand ve alan olarak büyümekle kalmadı, Türkiye turizm sektörünün aynası oldu. Birçok ilke imza atan EMITT Fuarı, 15 yıl içinde dünyanın en büyük beşinci turizm fuarı olmayı başardı. Turizm sektöründe dünyanın en saygın fuarları arasında yer alan EMITT Fuarı, Türkiye’nin tanıtımına büyük katkı sağlayan platformların başında geliyor.

7 19. EMITT Fuarı rekora koşuyor / Ekin Fuar A.Ş Direktörü Hacer Aydın

EMITT Fuarı’na kimler katılıyor? Katılımcılara katkısı nedir?

 

Turizm sektörü ile doğrudan ya da dolaylı tüm sektörler ve kuruluşlar EMITT Fuarı’nın katılımcıları arasında yer alıyor.  Ülkemizin turizmde yakaladığı kesintisiz yükselişe paralel olarak Türkiye’nin farklı turizm branşlarında sahip olduğu yüksek potansiyeli harekete geçirmek için ayırdığımız özel salonlarla da büyük ilgi görüyoruz. Bu yıl EMITT Fuarı’nda kongre turizmi ile outdoor sporlarını da gündemimize alarak yeni bir ilke imza atmaya hazırlanıyoruz.

 

Turizm fuarcılığında dünyanın 5’inci büyük fuar organizasyonunu gerçekleştiren EMITT olarak, kongre turizmi için MICE Salonu adıyla tahsis ettiğimiz özel salonda, dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen MICE profesyonelleri, etkinlik firmaları, kongre otelleri ve kongre merkezlerinden oluşan seçkin katılımcı profiline, Türkiye’nin kongre turizminde sahip olduğu büyük imkan ve potansiyelleri yaratıcı bir konsept yaklaşımıyla tanıtacağız. MICE Salonuna özel olarak, sektörün hedefinde bulunan yurtiçi ve yurtdışı firmaların etkinlik satın almacılarıyla MICE katılımcılarını buluşturmayı amaçlıyoruz. Profesyonel ziyaretçilere yönelik çalışmalarımız hızla yürütülüyor.

 

EMITT Fuarı’na ziyaretçi olarak gelenler nelerle karşılaşacaklar? Hangi imkanlardan yararlanabilecekler?

 

Türkiye doğal ve kültürel zenginlikleriyle her türlü turizm branşı için son derece elverişli dünyanın ender ülkelerinden biri. Dolayısıyla Türkiye’de turizmin sadece deniz, kum ve güneşten ibaret olmadığını, Türkiye’nin kış turizmi, sağlık turizmi, toplantı kongre turizmi, kültür turizmi, outdoor turizmi ve diğer alanlarla birlikte 12 ay boyunca turizmin yaşanabileceği nadir ülkelerden biri olduğuna vurgu yapacağız. Bu alanlardan biri de kongre turizmidir.

 

2012 yılı itibariyle Türkiye’yi kongre turizmi dolayısıyla ziyaret edenlerin sayısı 1.918.179 kişiye ulaştı. Uluslararası Kongre Organizatörleri Birliği ICCA’nın verilerine göre kongre turizminde Türkiye 159 uluslararası organizasyonla Avrupa’da 14’üncü, dünya genelinde ise 23’üncü sırada yer alıyor. Ancak başta İstanbul olmak üzere Antalya, İzmir ve Türkiye’nin birçok şehri altyapı, coğrafya, kültür ve tarihsel birikim bakımından sıralamanın çok ötesinde bir potansiyele sahip bulunuyor.

 

İstanbul ise tarihi, kültürel, jeopolitik ve ekonomik açıdan kongre turizminde Türkiye’nin en önemli destinasyonu olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, İstanbul dünyanın ilk 10 kongre merkezinden biridir. 2012 yılında bir önceki yıla kıyasla 15 büyük organizasyona daha ev sahipliği yapan İstanbul’da 128 uluslararası organizasyon gerçekleştirildi. İstanbul kongre turizmi için dünya çapında ideal bir şehir. Bu alanda zirveye tırmanacak potansiyele sahip bulunuyor. Halihazırda İstanbul 100 ziyaretçiden 30.000 ve üstünü ağırlayacak kapasiteye, binlerce delegeyi ağırlayabilecek yedi büyük uluslararası fuar merkezi ve üç büyük gösteri merkezine ev sahipliği yapıyor. Uluslararası Kongre Organizatörleri Birliği ICCA’nın 2011-2012 yılları itibariyle İstanbul’u dünyanın bir numaralı kongre destinasyonu olarak ilan ettiğine de dikkatinizi çekmek isterim.

5 19. EMITT Fuarı rekora koşuyor / Ekin Fuar A.Ş Direktörü Hacer Aydın

Outdoor ve doğa sporları bakımından da Türkiye son derece çekici, cazip bir ülke. Bu doğrultuda 2015 EMITT Fuarı’nda kış turizmine özel olarak tahsis edeceğimiz dev salonda, geçen yıldan farklı olarak outdoor ve doğa sporlarına da geniş kapsamlı yer veriyoruz. Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen rollerblade (kaykay), dağ bisikleti, delta kanat, kampçılık, canoing, kayak, dağ tırmanışı, model uçak, bungee jumping, rafting, yamaç paraşütü, dalış, skate-board, skydiving, snowboard, treaking, su kayağı, rüzgar sörfü, orienteering ve karavan için en uygun destinasyonları, tesisleri ve ekipman üreticileri 19. EMITT Fuarı’nda yerli ve yabancı kurum ve ziyaretçilerle buluşacak.

 

EMITT Fuarı’na hangi ülkeler katılıyor?

 

19. EMITT Fuarı’nın ülke katılımı itibariyle yeni bir rekora imza atmasına kesin gözüyle bakıyoruz. Ülke katılımının 70’i, uluslararası kurum, kuruluş ve belde sayısının ise 4.500’ü aşmasını bekliyoruz.

 

Her geçen yıl çok daha geniş bir katılıma sahne olan EMITT’in 19’uncu organizasyonu yine büyük bir dünya sahnesi haline gelecek. İtalya, Bahreyn, İngiltere, Bulgaristan, Rusya, Hırvatistan, Brezilya, Slovenya, Moğolistan, Beyaz Rusya, Özbekistan, Letonya, Karadağ, Almanya, Makedonya, Mauritus, Azerbaycan, Mısır, Fransa, Tunus, Yunanistan, Vietnam, Maldivler, Hindistan, Kore, Lübnan, Güney Afrika, Tayland, Seyşeller, Malta, Yemen, Gürcistan, Arjantin, Küba, Kuveyt, Peru, Colombiya ve İran katılımcı ülkelerden bazılarını oluşturuyor.

 

Fuarın bu yıl Türkiye tanıtımına katkısı neler olacak?

3 19. EMITT Fuarı rekora koşuyor / Ekin Fuar A.Ş Direktörü Hacer Aydın

Kentlerimizin, beldelerimizin geniş katılımıyla bu yıl yine Türkiye’nin çeşitli doğal, kültürel ve coğrafi zenginliklerini öne çıkaracağız. Ancak Türkiye’de turizm denilince akla gelen deniz, kum ve güneşten ibaret yaz tatili anlayışı son yıllarda artık geride kaldı. EMITT Fuarı’nın da önemli katkılarıyla Türkiye alternatif turizmde ciddi bir yükselişe geçmiş bulunuyor. Doğru değerlendirme, planlama ve tanıtım çalışmalarıyla Türkiye’nin bulunduğu konumdan çok daha hızlı bir yükseliş ivmesi yakalaması mümkün.

 

Doğa sporları bakımından İstanbul’da Belgrad Ormanları, Yalovva’da Su Düşen Şelalesi ve Erikli Yaylası, Kocaeli’nde Çene Dağı, Bolu’da Yedigöller, Antalya’da Likya Yolu treeking; Bursa’da Uludağ, Rize’de Kaçkar, Kayseri’de Erciyes, Antalya’da Toroslar dağcılık; İzmit’te Ballıkayalar, Eskişehir’de Karakayalar, Antalya’da Geyikbayırı, İzmir’de Kaynaklar kaya tırmanışı; Balıkesir’de Altınkamp, İzmir’de Emeksiz, Muğla’da Kabak Koyu kampçılık; Antalya’da Karain, Burdur’da İnsuyu, İzmir’de Kurudağ mağaracılık; Muğla’da Fethiye, Kayseri’de Erciyes, Denizli’de Pamukkale, İzmir’de Efes paraşüt gibi outdoor sporları için dünya çapında elverişli lokasyonların başında geliyor. Bununla birlikte Türkiye’de doğa sporlarına yönelik saymakla bitmeyecek sayıda belde, mevki bulunuyor.

 

2015 EMITT Fuarı bu yönde bir ilki gerçekleştirerek doğa turizminin tanıtımı ve geliştirilmesine de önemli katkı sağlayacak. Türkiye ve yurtdışında doğa turizmi ile uğraşan oteller, tesisler, ekipman üreticileri, sivil toplum kuruluşları ve basın kuruluşları fuarda yer alacak. Bu anlamda EMITT, sadece dünyanın önde gelen turizm profesyonellerinin buluştuğu bir mekan değil, aynı zamanda Türkiye’yi mevcut değerleriyle dünyaya tanıtan büyük bir vitrin, dev bir tanıtım arenasıdır.

 

Azmi ve çalışma hırsıyla yükselen Genç iş adamı

gurkan-yıldırım3

1okok 682x1024 Azmi ve çalışma hırsıyla yükselen  Genç iş adamı

Aktu Group Ceo ‘su

Gürkan Yıldırım

Hedeflerine, çalışarak ve mücadele ile ulaşan “Genç iş adamları derneği” ve “Fenerbahçe 2000” derneğinin başkanlığını yapan Aktu Group’un CEO su Gürkan Yıldırımın başarı hikâyesini ve bu günlere nasıl geldiğini Q Life Dergisine anlattı.

  • Gürkan Bey kısaca sizi tanıyabilirmiyiz.

Aile’nin tek çocuğuyum,1980 Ağustos ayında İstanbul da başladı hayat maceram, İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası Finans Lisansımı tamamladıktan sonra, genel işletme yüksek lisansıyla ( Mba ) devam ettiğim eğitim hayatıma, bunun yanı sıra birçok özel eğitim ve sertifikayla sürekli kendimi geliştirmeye çalıştım, hayatı, yaşamayı dolu dolu seven, bir çok  yaşanmışlığı erken tecrübe eden ve bundan zevk alan biriyim.

Fenerbahce Kongre Üyesiyim, Fenerbahçe’nin en köklü ve en çok üyesi bulunan Fenerbahçe 2000 Derneğinin başkanlık görevini 2012 yılının Ağustos ayından beri icra ediyorum. Çok sevdigim ve gönülden  bağlı olduğum Türkiye genç iş adamlari derneğinin Sicil Disiplin Kurulu başkan yardımcılığını, G20 Yea Komisyon üyeliğini ve Uluslararasi Iliskiler Komisyonu üyeliğini de yapmaktayım.

Azmi, çalışmayı, mücadeleyi, yüksek hedefleri, sanatı, hayata dair yaratılan tüm guzellikleri seven, çok hisli bununla birlikte tüm yolların ve birlikteliklerin özünde sevgi olduğuna inanan ve hayatin getirdiği her şeyi olduğu gibi kabullenen net bir insanım.

 

  •  Aktu Group ceo su olarak yaptığınız faaliyetlerden bahsedermisiniz?

Ana iş kolumuz inşaatların görünmeyen kısmı yani geo teknik mühendisliği, aklınıza gelebilecek tüm üst yapi projelerinde zeminin analiz edilmesiyle başlayan bir serüven bizim işimiz. Yüksek katli binalar, otoyollar, santraller, limanlar, barajlar, hızlı tren hatları, avm ler, oteller, metro istasyonları, hastaneler, stadlar vb tüm yapıların, zeminlerini onları taşıyabilir ve depremden zarar görmeyecek şekilde projelendirerek, uygulama aşamasına geçiyoruz, bir çok yöntem var bahsettiğim projelerde, şantiyelerimizdeki uygulama aşamalarından sonra kalite kontrol testleriyle su basman kotunda işverenlerimize sahayı teslim ediyoruz. Ben bunu inşaatların en önemli kısmı olarak nitelendiriyor ve zemin mütehhidiyiz diyorum.

 

  • İnşaat sektörünün  alt yapı üst yapı ve birçok bölümünde yer alıyorsunuz, bunların yanında proje  ve danışmanllık hizmetleri de verdiğinizi biliyoruz bu konuda bizleri aydınlatırmısınız?

 

gurkan yıldırım Azmi ve çalışma hırsıyla yükselen  Genç iş adamıİnşaat sektörü dipsiz bir kuyu, inşaatların alt yapilari, üst yapıları ayrı dünyalar. Birçok iddialı ve kupon projede çalışmalarımız, emeğimiz, imzalarımız var, ben iz bıraktık demek istiyorum, cesaret edilemeyenleri yaptık, bitirdik ve teslim ettik. Projelendirme ve danışmanlık büyük sorumluluğu beraberinde taşıyan işler, işverenlerimizin asıl kazandığı, fayda saglayabildiğimiz ve farklılaştığımız kalemler. Bu kazanımlarla birlikte, etiği hayata geçirmiş oluyorsunuz, bizim kültürümüzde etik iş yapmak demek  hersey demek, hayat felsefemiz, organizasyonel kültürümüz. Projelendirmek demek, her kuruşu tasarruf ettirerek güvenliği sağlamak, en kisa sürede imalati gerçekleştirmek, ya da denetlemektir.

  •     Yurt dışında Türk inşaat firmaları bir çok projelerde yer alıyor  sizin bu tarz bir çalışmanız ya da planlarınız var mı bahsedermisiniz?

Çalışma  hayatıma, aile şirketimiz olarak nitelendirebileceğim Geoteknik A.Ş de başladım, 19 yaşımda atıldım bu serüvene, basamakları adım adım tırmandım, 1975 kurulmuş ve yapısal değişiklikler geçirmiş basit bir firmayı ilk kez 2009 da yurt dışına açtık, bizim hayatımızda önemi, yeri, her şeyi beraberinde getiren bir serüven… Abhu Dabi, Libya, Azerbaycan, Lubnan, Gurcistan ve Romanya.  2009 Mayıs – 2011 Şubat arasında, sadece, Libyada 300 personel ve 12 sahaya ulaştık, Libyada market lideri olduk, bu zaman zarfında ülkemiz ve bizim için çok önemli bir ortaklığa imza attık, Lahoud ailesiyle kurduğumuz merkezi Beyrut olan şirketimizi 2010 yılı içerisinde hayata geçirdik ve çok gururluyum ki, bu oluşumun yıllarca yk başkanlığını yapmak bana nasip oldu, Gurcistanda yaşamın olanaksız olduğu koşullarda barajlara yine damgamızı vurduk.

Bahsi geçen bu ülkelerde, gururla adını telafuz edebileceğim, Enka, Sembol, System, Anayurt, Nesma, Limak, Kolin, Cengiz, Exim Holding, Mitas, Oztas, Juton, Css, Simplex, Bir dolu idare ve bakanlıklara projelerde yer aldık. Yüksek katlı bina, iş merkezi, avm, okul, baraj inşaatlarının altyapısını başarıyla bitirdik.

  •  gurkan yıldırım2 Azmi ve çalışma hırsıyla yükselen  Genç iş adamıİstanbul Anadolu ve Avrupa yakasında genel olarak kentsel dönüşüm çalışmları yapılmakta sizin bu konu hakkında ki düşünceleriniz nelerdir? Sizce tam anlamıyla uygulanılabiliyormu?

Ülkemiz birinci dercede deprem kuşağında yer alıyor, kentsel dönüşüm her bir vatandaşımız için çok büyük önlem taşıyor,  çok önemli bir proje, cok dogru bir aksiyondur, kentsel donusum konusunda önemli bir yapı oluşturduk ve projelerimiz var, hatta başlayacağımız konut projelerimiz var. Bu projelerden ve oluşumlardan özet olarak bahsedebilirim size. Nişantaşın da başlayacağımız konut projemiz var, biz imza atmak istiyoruz, hem o eski şehrin dokusuna hem de orda yaşamakta olan insanların kalbine, bunları zamanla göreceğiz, anlatmamız doğru olmaz, eleştiri veya takdirler bizi yüceltecek, bununla birlikte kendimizi kanıtlamak için çalışacağız. Tam anlamıyla uygulanma konusunda bazi endişelerimiz var, ancak bunların da zamanla düzeleceği kanaatindeyiz.

  •  TÜGİAD,  sicil disiplin kurulu Başkan yardımcılık görevinide yapmaktasınız kısaca bundan da bahsedermisiniz?

TUGIAD Türkiye nin genç nesli için çok önemli ve her geçen gün anlamına değer katan bir dernek. Bizlerin damarlarına kadar işleyen bir arkadaşlık, dostluk, birlik ve beraberlik platformu. Ben Ali Yücelen başkanlığıyla bu derneğe aşina olan bir iş adamıyım. Liderlik çok önemlidir, sizi inandırır, birliğinizi ve beraberliğinizi daim kılar, Türkiye gerçeğinde yaşadığımız gibi. 1986 da kurulan  bu güzide derneğin, bir üyesi olmaktan gurur duyuyorum, birlik, beraberlik ve derneğimizin yaptığı çalışmaların, genç iş adamları üzerinde yarattığı bu imajın katlanarak devam ettirilmesi adına her türlü çalışmanın içersinde, genel kurul yetki verdigi sürece olacağım. Sicil Disiplin Kurlu başkan yardımcılığı görevinin yanı sıra, G20 ( Yea ) komisyon üyeliği, UIK ( Uluslararası İlişkiler Komisyonu ),  üyeliği görevlerini de yürütmeye çalışıyorum. Derneğimize kazandırılmış, kriterleri sağlayan her üyemiz Türkiye mizin genç işadamı nesli için  bir kazançtır. Bizim sloganımız farklı düşünüp, birlikte hareket etmektir.

Calismalarimizi, www.tugiad .org’ dan takip edebilirsiniz.

  •     Nasıl dahil oldunuz

Emeklerimiz ve azmimiz  takdir görmüş olmalı ki, önerilmenin sonucunda görüşmelerimiz yapıldı ve bu çok kıymetli organizasyonun bir parçasi olabildik. Bu hususta sn Gn Başkan yardımcımız ve Saymanımız olan Kürşad Bademin katkıları çok büyük..

Gök ve Deniz’in buluştuğu Gökdeniz Kartal projesi, eşsiz adalar ve deniz manzarasını ayaklarınıza seriyor…

2

Metin Oktay Ertaş, Mehmet Salih Satıcı

Hedefimiz daha az kazanmak ve daha çok proje üretmek.

 

 

 

Mehmet Salih Satıcı MEtin Okyay Ertaş Gök ve Deniz’in buluştuğu Gökdeniz Kartal projesi, eşsiz adalar ve deniz manzarasını ayaklarınıza seriyor…Son yıllarda gayrimenkul açısından hızlı ve büyük bir gelişim gösteren Kartal’da 70 milyon TL yatırım değeriyle hayata geçirilen Gökdeniz Kartal projesinin ortakları; kazançlı yatırım olarak üzerinde durdukları projenin detaylarını ve yeni hedeflerini Q Life okurları için anlattı…

Gülsa İnşaat – Bay Yapı Ortaklığı’ndan kısaca bahsedebilir misiniz?

 

 

 

 

 

Gülsa İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Salih Satıcı  Gök ve Deniz’in buluştuğu Gökdeniz Kartal projesi, eşsiz adalar ve deniz manzarasını ayaklarınıza seriyor…MEHMET SALİH SATICI: 2013 yılında Gülsa İnşaat&Bay Yapı Ortaklığı’nı kurduk. İlk projemiz Gökdeniz Kartal oldu. Bay Yapı, söz konusu projeyi geliştirerek bize projeyi beraber yapma teklifi getirdi. Bu ortaklığa sıcak baktık ve tekliflerini kabul ettik. Projede yarı yarıya ortaklığımız var. Başka projelerde de ortaklığımız devam edecek.

 

Neden Kartal bölgesi?

METİN OKYAY ERTAŞ: Kartal, İstanbul’da değeri en hızlı yükselen noktaların başında geliyor. Kartal’ın en dikkat çeken bölgesi olan Esentepe Mahallesi, E-5 ve sahile yakın bir konumda bulunuyor. Projemiz, ulaşım sıkıntısının olmadığı bir lokasyonda, adalar ve deniz manzarasına karşı yükseliyor. Metro, deniz otobüsü, E-5, sahil yolu, marina, adliye, hastane, sinema ve kültür merkezi gibi noktalara yürüme mesafesinde bulunan projemiz; Sabiha Gökçen ve Kadıköy’e 15, Boğaz Köprüsü’ne 20, Telekom Arena’ya ise 35 dakika uzaklıkta yer alıyor. Kartal sahili yeniden dönüştüğü için gün geçtikçe değerleneceğini öngörmekteyiz. Özellikle de sahil hattında yapılan mega projeler bölgenin değerine değer katıyor. Bu bölgenin, yaklaşık beş sene sonra Anadolu Yakası’nın cazibe merkezi haline geleceği bekleniyor.

Gökdeniz Kartal projesini biraz anlatır mısınız?

Bay Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Metin Okyay Ertaş Gök ve Deniz’in buluştuğu Gökdeniz Kartal projesi, eşsiz adalar ve deniz manzarasını ayaklarınıza seriyor…MEHMET SALİH SATICI: Mimarisi Ömer Çamoğlu’na ait Gökdeniz Kartal, 26 katlı iki blokta 204 konuttan meydana geliyor. Ön taraftaki bloğun ismi Deniz, arkasındaki Gök. İsmini özellikle Türkçe koyduk. Bölgede yapılmış veya devam eden projelerin isimlerinin büyük bir bölümünde yabancı isimler tercih edilerek, Türkçe ihmal ediliyor. İnsanlar alışveriş yaptığı yerin ve oturduğu sitenin adını bile söyleyemiyorlar. Şubat 2016’da sahiplerine teslim etmeyi planladığımız projemizde 48 ay sıfır faizle konut satışı yapıyoruz. Yarı olimpik ve çocuk havuzu, fitness, sauna, tenis, basketbol, cafe, TV salonu, çocuk parkı, yürüyüş parkuru, yaz bahçesi gibi sosyal alanlar ile donatılan projede, her daire için bir araçlık kapalı otopark alanı da yer alıyor.